Şüheda kum

Aynalanma ihtiyacı
Kohut’a göre, çocuklar doğduklarında kendi benliklerini tam olarak geliştirememişlerdir ve benlikleri, önemli bir başkasıyla olan ilişkiler yoluyla oluşur. Bu süreçte çocuk, özellikle şu iki temel ihtiyaçla bakım verene yönelir: 1. Aynalanma ihtiyacı (mirroring): Çocuk, başarılarıyla, duygularıyla, varlığıyla bakım verenin hayranlığını ve onayını görmek ister. Bu ihtiyaç karşılandığında, çocuk “Ben değerliyim, ben görülüyorum” hissini geliştirir. Örneğin, bir çocuk bir resim yaptığında annesi onu takdir ederse (“Ne kadar güzel çizmişsin!”), bu aynalanmadır. 2. İdealize etme ihtiyacı: Çocuk, güçlü ve güvenilir bir yetişkine bağlanarak o kişiyi bir model olarak alır. Bu da benliğin yapıtaşlarından biridir.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
kirpi hikayesi
Arthur Schopenhauer’in 1851’de yayınlanan Parerga ve Paralipomena: Kısa Felsefi Denemeler eserinin 396. bölümüne denk geliriz. Schopenhauer eserinin bu bölümünde kirpilerin soğuk bir zamanda düştükleri çıkmazı anlatır. “Soğuk bir kış sabahı çok sayıda oklu kirpi, donmamak için birbirine bir hayli yaklaştı. Az sonra, oklarının farkına vardılar ve ayrıldılar. Üşüyünce, birbirlerine tekrar yaklaştılar. Oklar rahatsız edince yine uzaklaştılar. Soğuktan donmakla, batan okların acısı arasında gidip gelerek yaşadıkları ikilemi, aralarındaki uzaklık, her iki acıya da tahammül edebilecekleri bir noktaya ulaşıncaya kadar sürdü. İnsanları bir araya getiren, iç dünyalarının boşluk ve tekdüzeliğidir. Ters gelen özellikler ve tahammül edemedikleri hatalar onları birbirinden uzaklaştırır. Sonunda, bir arada var olabilecekleri, nezaket ve görgünün belirlediği ortak noktada buluşurlar. Bu uzaklıkta duramayanlara, İngiltere’de “keep your distance!/mesafeni koru!” denir. Bu noktada, çevrenin sıcaklığını hissetme arzusu kısmen karşılanır ama, buna karşılık okların acısı hissedilmez. Kendi iç sıcaklığı çok yüksek olanlar ise, ne sıkıntı vermek, ne de sıkıntı çekmek için, topluluklardan uzak durmayı tercih ederler