Her ne kadar seriye devam edeceğim demiş olsam da ne zaman devam ederim hiçbir fikrim yoktu, sadece araya bayağı zaman koyacağımı biliyordum fakat bir gün kitaplığın önüne geçtim, sakin bir şeyler okumak istediğime karar verdim ve elim bir anda bu kitaba gitti. İlk kitabı kasımın sonunda bitirmiştim ve bana göre üzerinden çok da uzun bir zaman geçmeden okumuşum bu kitabı da.
Kitabı okurken pek çok kere "Bu kitap olmasa da olurmuş," dedim doğrusu. İlk kitapla tamamen aynıydı bana kalırsa, hatta o - her ne kadar onu bitirmekte çok daha zorlanmış olsam da - daha iyiydi bence. Bunun da tek bir sebebi var gerçi.
Bu serinin 5 kitap olması bana ilk duyduğumda çok garip gelmişti ama "Yazar beş kitap boyunca ne anlatmış olabilir ki?" diye sorduğumda "Öyle bir kurgusu var ki beş kitap çok normal," diyenler, hatta "Yedi kitap bile olabilirmiş," diyenler oldu. Rica ediyorum abartmayalım. Şu iki kitap gerçekten o kadar boştu ki. İlk kitapta karakterin yaptığı sıradan şeyleri gereksiz derecede ayrıntılı şekilde okuyorduk, bu kitapta da Lina ve Aral'ın tamamen gereksiz o kadar sahnesi var ki. Bir de uzunlar.
Kitapla ilgili en büyük şikayetim de bu. Tamam, sonuçta bu ikisi birbirlerinden hoşlanıyorlar ve ilişkilerinin de gelişmesi gerekiyor ama neden bunun için sürekli olarak bu iki karaktere ayrı sahneler yazılıyor?
Kurguyla ilgili kısacık bir olay mı oldu? Tamam, bu kadar yeterli. Şimdi yirmi sayfa boyunca Lina ve Aral'ın flörtleşmesini okuyacağız. Diğer karakterlerin de olduğu bir sahne mi okuduk? Tamam, bu yeterli. Şimdi Lina'nın milyonuncu kere Aral'a ağlamasını ve Aral'ın da onu milyonuncu kere sakinleştirmesini okuyacağız. Bir gelişme yaşandı ve o yüzden şuraya gidip şunu mu yapmamız gerekiyor? Durun! Önce Aral'ın aynı kelime ve cümlelerle Lina'ya ne kadar aşık olduğunu