Hedefe ulaşmak için her türlü aracın, adi ve alçakça aracın da mübah olduğunu sanıyorsun. Ama ben sana diyorum: Hedef, ona ulaştığın yoldur. Bugün atacağın her adım, yarınki yaşamındır. Büyük hedeflere adi araçlarla ulaşılmaz. Bunu her köklü toplumsal değişimde kanıtlamış bulunuyorsun. Hedefe giden yolun adiliği ya da insanlık dışı olması, seni adileştirir ve insanlık dışı, hedefi de ulaşılmaz kılar.
Ve her şeyden önce, doğru düşün, seni sessiz uyaran iç sesine güven. Yaşamın senin kendi elinde, onu başka kimseye bırakma, en az da seçtiğin önderlere. Kendin ol! Bunu sana şimdiye dek pek çok büyük adam da söyledi!
Ah, salyanı akıtma, küçük adam! Sen ebedi göçmen ve mültecisin ve böyle kalacaksın. Tamamen bir rastlantı sonucu bu dünyaya göçtün ve sessiz sedasız onu yine terk edeceksin.
Yanlış mı düşündüğünü sormadın kendi kendine, ancak komşunun buna ne diyeceğini sordun ya da doğruluğun sana kaç paraya patlayacağını. Başka hiçbir şeyi sormadın.
Sonra, yavaş yavaş, el yordamıyla ve dikkatlice etrafı gözlemleyerek, neyin seni köleleştirdiğini buldum:
Sensin, kendi kendinin köle tüccarı! Gerçek o ki, senden başka kimse, senin köleliğinden sorumlu değil. Başka kimse değil diyorum!