Biz hayatın gölgeleriyiz!
Gerçekliğin karşısında titreyen bir kırılganlığız biz.
Adımızın önüne eklediğimiz vütün o afili nitelikler, cakalar, egolar örtmüyor bu kırılganlığı, gidermiyor bu ürkekliği, düzeltmiyor bu yanlışı, azaltmıyor bu yalnızlığı...
Kelimelerimiz yok denecek kadar az artık, sözlerimizin içi boş, anlamlar başka baharlara ertelenmiş. İnsan olmaya yetecek anlamı biriktiremiyoruz zihnimizde.
İnsanların hayatın içini bir şeylerle doldurabilme telaşına bir sebep bulmak için, içlerinde her geçen gün biraz daha büyümekte olan boşluğa bakmak gerekiyor.
Biz her şeyi yutan kara deliğe, zavallıca bir uğraşla bir yama uydurmaya çalışıyoruz sanki. Hepsi beyhude çaba!
Hırsla tepeye taşıdığımız her taş geri yuvarlanmaya mahkûm.
İnsanlar artık karınlarını doyurmak için değil heveslerini doyurmak için çalışıyor.
Bütün boşlukları yutacak kadar büyüyen bir boşluk. Bütün uyanmaları engelleyecek bir uyku
Yetenekli insanlarını kaybeden toplumlar ilkel bir döngüselliğe mahkum olmaktan asla kurtulamaz.
Kolaycı zihinlerin anlamadığı şey işte bu!
Gelişmenin, ilerlemenin medeni mesafeler almanın paket olarak bir yerlerden alınabileceğini sanıyor onlar.
Ama alınamıyor. Hayatın bütün renkleri yavaş yavaş kaybolup gidiyor. Renk körlüğü yaygınlaşıyor. İnsanlığımız inceliklerini yitiriyor.