Ece

Ece
@sumer_ogeday
lisans
10 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
İnsanoğlu doğayı dönüştürerek ondan bağımsızlaştıkça bilgisini de çoğaltmıştı; bilgisi çoğalınca düşünsel derinliği artmış, derinlemesine kavradıkça da doğaya daha fazla hükmetmiş ve ona hükmederken de “küçük dünyaları” kendisinin yarattığına inanmıştı. Aklının ermediği doğa olaylarının arkasındaysa, kendisinin dışında ama kendisine benzeyen bir başka güç aramıştı. Böylece insanoğlu, kendi suretinin bir benzeri olan tanrıyı yaratmıştı. Bir sarmal gibidir bu, biri olmadan diğeri de olamamaktadır.
Reklam
Sanki biz dili işlerimiz kolaylaşsın diye yaratmadık da, o bizi hükmü sürsün diye yaratmıştı. Bugün hayatımızın büyük bir kısmını konuşarak, anlatarak, kavratarak ve yazarak geçirmiyor muyuz?..
Bazı iddialara bakılırsa insanoğlu düşünmeye başladığında ilk önce ilahî güçlere tapındı, sonra maddi dünyaya ait bilgilere ulaştıkça bu düşüncelerden sıyrıldı. Bu, gerçeğin sadece bir kısmıdır. İnsan zihninin ana maddesi, yani düşüncesinin gıdası bilgidir. Bilgi olmadan düşünce de oluşmaz. Ancak, ne kadar ilkel olursa olsun insanoğlunun maddeden bağımsız soyut bir bilgiye ulaşması ya da o bilgiyi zihninde yaratması, o günkü basit pratiği nedeniyle mümkün değildi. İlkel insanın ilk düşüncesi, olabildiğince somuttu ve doğrudan pratiğe yönelikti. İlahî güçlere tapınabilmek, madde ötesi varlıklar tasavvur edebilmek, soyutlama yeteneğinin ilerleyen aşamalarında mümkün hale gelmişti.
Dillerin yapısı incelendiğinde görülmektedir ki, ortak özelliklere sahip nesneleri ve pratikleri ifade eden kavramlar, tek bir kökene sahip kelimelerden türetilmektedirler. Bu da, insanoğlunun kullandığı dili, kendi pratiği ve maddi dünyaya ait bilgisiyle uyumlu bir şekilde geliştirdiğini kanıtlamaktadır. Düşüncenin oluşum ve gelişim süreci incelendiğinde görülmektedir ki pratiğimiz geliştikçe, derinleştikçe ve çeşitlendikçe bilgimiz de gelişmekte, derinleşmekte ve çeşitlenmektedir. Düşünsel etkinliğimiz arttıkça, buna uygun olarak dilimize ait kavramlar da gelişmekte ve çeşitlenmektedir. Düşünsel etkinliğimiz arttıkça, buna uygun olarak dilimize ait kavramlar da gelişmekte ve çeşitlen-mektedir.
Bilgide hiyerarşi ve mantığın doğuşu
Basit düzeyde de olsa üretim faaliyeti içinde bulunan, avlanarak ve ürün toplayarak geçimini sağlayan insanoğlu, bu yolla sadece içinde bulunduğu çevresini ve dünyasını dönüştürmüyor, aynı zamanda kendisini de dönüştürüyordu. Mızrak yapan insan sadece odun parçasını yontmuyor, aynı zaman-da henüz işlenmemiş bir “odun” olan kendisini de yontmaktaydı. Maddeyi dönüştürerek kavrayan ve ona ait bilgiyi özümseyen insanoğlu, aynı zamanda kendisini de dönüştürerek, kendi varlığının bilincine varıyordu. Bilgiye başka türlü ulaşılamazdı. İnsanoğlunun zihninde patlamalara neden olan nitelikli bilgi, aynı zamanda yüksek bir soyutlamanın ifadesi olan kavramların üretilmesini de sağlıyordu. İnsan zihni böylece, özelden genele doğru genişleyen kavramlar dünyası yaratıyordu.
Reklam