"Bir yolun kenarında öleceğimi hep biliyordum," dedim fısıltıyla. "Öylesine olur sanıyordum. Ya orada olduğumun bile farkında olmayan arabalardan biri ezer geçer üzerimden ya da ayyaşın biri tecavüz edip atar bir kenara. Bir yolun kenarında, bana annelik eden sokakların kucağında öleceğimi hep biliyordum ama boşuna olur, yalnız olurum sanıyordum. Amaçsız, kimse bilmez öldüğümü... Yine görmezler, belki geçip giderler yanımdan..."
Bana kalırsa insan yaşarken daha dikkatli davranmalıydı, ölmeyecekmiş gibi ya da çoktan ölmüş gibi değil de sadece yaşamalıydı işte. Korkmadan, kaçmadan, saklanmadan ama en önemlisi insan gibi yaşamalıydı, hurda gibi eskimemeliydi.
Gözleri yalvarış doluydu, sanki ben bir şey yapabilirmişim gibi. Belki de gitme diyordu. Herkes bir şekilde onu bırakıp gitmişti. Ama yemin ederim, ben bırakmayacaktım. Hem o kırmızı hapı bile yutmuştum. Hani her şeyi unutacaktım?