Oysa bir şeyin yokluğu bununla sınırlı kalmaz, basit, kısmi bir eksiklik değildir, diğer her şeyin altüst olmasıdır; önceki durumla kestirilmesi mümkün olmayan yeni bir durumdur.
İnsanlar bu yaşta özlemlerini dışa vurmak yerine geride bıraktıkları yılların, kendi içinde tipik ve kalıcı sayılabilecekleri birtakım sabit alışkanlıklarla tutkulardan oluşan tortusunu ayırmaya çalışırlar ve seçtikleri hayat tarzının her şeyden önce bu alışkanlıkları ve tutkuları tatmin etmesine bilhassa özen gösterirler.
Deniz görüntüsüyle dalga seslerinin güzelliğinden emin olamayan insanlar da, ancak bu zevkleri tatmalarına imkân veren otel odasına günde yüz frank ödedikleri zaman deniz ve dalgaların güzel olduğuna ve menfaatten uzak zevklerin üstünlüğüne inanırlar.
"Ben artık insanın hangi tarafta yer alacağına, kimi sevip kimi önemsemeyeceğine kesin karar vermesi gereken yaşa geldim; bir yaştan sonra insan sevdiklerine bağlanmalı, diğerleriyle harcanan zaman telafi etmek için onlardan ölünceye kadar ayrılmamalı bence."