Kalbim, tıpkı alçak bir düzlükte bir kalafatçının onarmakta olduğu ilk kayık görüntüsünde, daha denizin kendisini görmeden, "Deniz!" diye bağıran bir seyyahın yüreği gibi çarpıyordu.
Çünkü gerçekten bilebildiğimiz tutkular, başkalarının tutkularıdır ancak; kendi tutkularımız hakkında bilebildiklerimizi ise başkalarından öğrenmişizdir.
"Hayatta sizin henüz çok uzağında olduğunuz öyle bir an gelir ki yavrucuğum, yorgun gözler sadece tek bir ışığa, böyle güzel gecelerin karanlıktan damıtarak hazırladığı ışığa tahammül edebilir, kulaklar, sadece ve sadece, mehtabın, sessizliğin flütüyle çaldığı müziği dinleyebilir."
Bir insanın, bilinmeyen bir hayatın parçası olduğunu ve ona olan aşkımız sayesinde bu hayata nüfuz edebileceğimizi zannetmek, bir aşkın doğmasında en temel unsurdur ve başka hiçbir şeyin önemsenmemesine yol açar.