Her ne şekilde olursa olsun dua Allah’ın emri olması bakımından kullar için bir ibadet hükmündedir. Allah kulun talebini ayniyle yerine getirmese dahi, bu talebin kalbinden silinmesi veya mahrumiyet hissinin rıza ve teslimiyete dönüşmesi yönünden kuluna muhakkak icabet edecektir.
Tevekkülün kişiye faydası bol rızık veya ardı kesilmeyen ilahî bağışlar değil, bunların hâsıl olması için duyduğu hırs, tamah, endişe ve kaygıdan kalbinin temizlenmesi; nefsinin itminana ermesidir.
Ehl-i Sünnet inancında, dünya hayatını idame ettirmek üzere başvurulan sebepler de kaderin bir parçası telakki edilmiştir. Sebeplerin sonuçlara bağlanması Allah’ın ezeli takdiri gereğincedir ve dolayısıyla sebeplere başvurmamak aslında ilahi takdire bir itiraz anlamına gelir.
Kulun rızık bahsinde düşünmesi gereken tek şey, tabiatı/fıtratı üzerine amel etmeye çalışmaktır. Kendisine takdir edilmiş olan rızık ona herhangi bir şekilde muhakkak gelecektir.