Asil ve ulvi bir karakter lütuf değildir ya da şans eseri oluşmaz, ancak sürekli bir çabayla doğru düşünerek uzun süreli ilahi düşüncelerin bir bileşkesi olarak doğar.
Şayet zihin ve kalp arasında herhangi bir çatışma varsa ilk önce kalbe kulak verilmelidir. Sevgi ve mantık arasındaki herhangi bir çatışmada, mantık belirleyici olamaz, sevgi belirleyici olmalıdır. Mantık sana hiçbir nektar veremez; o kurudur. O hesaplama için iyidir; o matematik için iyidir, o bilimsel teknoloji için iyidir. Ancak o insan ilişkileri için iyi değildir. O senin manevi potansiyelinin gelişimi için iyi değildir.
Ve bir kez o sessiz olarak güçlendiğini bilirse, o zaman onun sözcükleri sadece sözler değildir; onların daha önce asla sahip olmadıkları bir değeri ve bir zenginliği ve bir kalitesi vardır. Öyle ki onlar doğrudan ok gibi giderler. Onlar mantıksal engelleri devre dışı bırakıp tam kalbe ulaşırlar.
Zihin sessizliğin ellerinde muazzam güce sahip çok iyi bir hizmetkârdır.
Zihne biraz dinlenme fırsatı tanı; onun buna ihtiyacı var. Ve bu çok basittir: Sadece ona tanık ol. Ve o sana her ikisini de verecektir.
Yavaş yavaş zihin sessiz olmayı öğrenmeye başlar.
Benim tecrübem odur ki herkes belirli bir yetenekle doğar ve o yeteneği en üst seviyede yaşamadığı sürece ondaki bazı şeyler eksik kalacaktır. O sürekli olarak orada mevcut olmayan bir şeyin olması gerektiğini hissedecektir.