Canlılık dünyasını hem doğrudan deneyimleyerek hem de biyoloji biliminin anlatıları ile ne kadar derin kavrarsak, kendimize dair içgörümüzün de o derece derinleşeceği kesindir.
Maalesef günümüzde canlılık bilgisini diğer bilgiler gibi sıradan bir akademik alana indirgeyen eğitim anlayışımız, bana büyük acı veriyor. Mesela üniversite yolundaki gençlerimiz eğer psikoloji, siyaset yahut benzeri sosyal alanlarda eğitim alacaklarsa biyoloji onlar için gerekli bile görülmüyor. Halbuki bu ihmal, yetişmekte olan bir insana yapılabilecek en büyük haksızlıklardan birisidir. Ne insan davranışı ne de insanın sosyal örüntüleri, insanın biyolojik âlemdeki anlamı öğrenilmeden bir anlam ifade edebilir. Dahası "bir yabancı dil öğrenmenin", iletişim dışında insan zihnini ne kadar geliştirdiğini bilmemize rağmen, canlılık hakkında ortalama üzeri bir derinlik sahibi olmanın düşüncemize getireceği açılımlardan da habersiziz. Çocuklarımızı sadece akademik başarı yahut hedef olarak değil, yaşamı anlamaları için biyolojiyle ilgilenmeye özendirmenin özellikle içinde yaşadığımız çağda büyük bir görev olduğunu düşünüyorum.
Biyolojiyi anlamak, çeşitliliği, farklılığı, dönüşümü ve çevrimi anlamaktır. Biyolojiyi anlamak, bu dünya üzerindeki varlığımızın anlamını en temel düzeyde kavrama şansı yakalamaktır. Biyolojiyi anlamak, insanın kendisini anlama çabasındaki en önemli giriş kapısıdır.
Canlılık bilgisi, şu dünyaya, kendinize, işinize, fayda ve zarara, iyi ve kötüye, geçmiş ve geleceğe, kısacası her şeye bakışınızı değiştirebilecek bir bakış açısı sunar.