İnsanlık, içten gelen bir hamleyle bu kemiklerini kırıp ezen cehennem aletinin kollarını kırarak
onun yerine içinde kendine göre küçük bir cennet ömrü geçirilecek bir yuva yapamamıştı.
Onun için en büyük saadet, insanın kendi evinin kapısını kapayıp sürmeledikten sonra, hayatını bütün dış dünyadan, bütün cihanın dağdağasından çelikten bir setle ayrılmış görebilmekti.
Bu, hissedilenleri öyle bir sınıflama işiydi ki, düzene alışık bir zihnin kargaşalığa tahammül edemeyen titizliğiyle ancak onu yapınca gönül rahatlığıyla bir nefes alabilirdi.