"Zamir Hancıoğlu, Hatay'ın Antakya ilçesinde, unutulan eski bir apartmanın çevresinde karanlığa rağmen ışıldıyordu. Anlamıştım ki vicdan, bir insanı güzel yapan tek şeydi. Ve çoğu insan sırf bu yüzden çok çirkindi. Zamir ise çok güzeldi."
"Cehennemin yakıcı ateşi, cennetin huzurlu meltemi...
İkisi de değilsin.
Hislerimin adı olmasa da artık bende senin adın var,
Ve ben bir gün sana adını söyleyeceğim."
"Okyanusunu kaybetmiş bir martı gibi hissediyorum kendimi," dedim. "Sen neden bana okyanus olmak istiyorsun?"
"Çünkü martı bir su kuşudur," diye açıklama yaptı. "Ne kadar yükseğe uçsa, uzağa gitse de son menzili daima okyanustur."
"Kanadın kırılınca annenin yanına gidermişsin. Ama kanatsız kalınca gideceğin tek yer babanın yanıdır." Ağır çekimde başını döndürdü. Sigarayı dudaklarının desteği ile içine çekerken devam ettim. "Benim kanadımı sırtımdan söktüklerinde bile dizlerime sarıldım."