Zihin pek çok sistem, pek çok metot geliştirir.
Şöyle der: "Yaşadığım hayat biçimini terk edersem daha üstün bir şeye ulaşacağım." Bu
çok saçmadır. Ama zihin yine de Tibet'te bir
yerlerde, Meru Pravat'ta bir yerlerde "gerçek
bir şeyin" olduğuna inanmayı sürdürür. Kalpte
ise çatışma vardır: Oraya nasıl ulaşmalı?
Oradaki üstatlarla nasıl temasa geçmeli? Zihin daima bir şeyleri başka bir yerlerde arar; asla şimdide ve burada değil. Zihin hiçbir zaman
burada değildir. Her teori insanlara cazip gelir:
"Meru Dağında gerçek bir şey şimdi oluyor!
Oraya git, üstatları bul ve değiş!"
Böyle şeylerin kurbanı olmayın. Bazı
gerçeklere dayanıyor olsalar da inanmayın. Birisi size bir şeyin gerçek olduğunu söylüyor
ama ona kapılma nedeniniz yanlış. Gerçek şimdi ve burada; sizinle. Onun üzerinde kendi
başınıza çalışın. İnsan Meru Dağına da
gidebilir ama sonuçta yine kendine dönmek
zorundadır. En sonunda Meru Dağının da,
Tibet'in de burada olduğunu fark eder: "Burada,
benim içimde. Bense başka her yerde arayıp durmuşum..."