Semra,
Her şeyin bașka türlü olmasını isterdim. Bunda bir tuhaflık yok, insanların çoğu başka türlüsü ile daha mutlu olacaklarını düşünürler.
Ellerinde hiçbir delil ve güvence yokken yine de böyle düşünürler, çünkü kimse mutlu değildir ve genellikle mutluluğun mümkün olduğunu varsayarız. Burada değil ama orada. Şimdi değil, sonra. Evde değil, dışarıda. Dışarıda değil, içeride. Ben de onlardan biriyim. Mutluluğumu varsayıyorum.
Ben yirmi dört saatlik bir insan değilim. Neden insanlara benzer yaşamları varmışçasına standart bir gün biçildiğini de anlayamıyorum. Daha ne kadar camdan bakabilirim. Çam ağacı
bile benden sıkıldı, imkânı olsa toparlanıp yan bahçeye taşınacak. Sonra kaldırımlar da benden sıkılacak. Çam ağaçlarının ayaksız,
kaldırımların dilsiz olduğuna sevineceğim neredeyse. Zaman meselesine gelince, bir dilekçeyle ihtiyaç duyduğumuz kadarını talep edebilir, kişiye özel uygulama ricasında bulunabilirdik. Kim bilir bunun için de bilmem ne duasını yatmadan önce kaç yüz kere okumamız gerekirdi. Eh ama... Tanrı varsa, aklından ve adaletinden șüphe duyuyorum. Yoksa da var olmalı ve tüm bu saçmalığa bir el atmalı.