Toplum ise,” çocuk çok güzel şey” der ama çocuğun ne olduğunu, ne anlama geldiğini bilmez, görmez, kabul etmek istemez; kendisi olmak üzere doğan çocuğu kendisi olmamaya, kitleye ve kitlesel biçimlere uymaya zorlar.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tehlikeye verdiğimiz içgüdüsel tepki, yani stres tepkisi “savaş, kaç ya da olduğun yerde donup kal”dan oluşur, Bu üç strateji bizim fiziksel olarak ayakta kalmamızı sağlar ama bunlar bizim ruhsal ve duygusal işlevselliğimize uygulandığı vakit, başımız derde girer. Karşımızda korunmamız gereken bir düşman yoksa dikkatimizi kendimize veririz. “Savaş” özeleştiri, “kaç” kendini tecrit etme ve “donup kal” sadece kendimizle ilgilenmemiz haline gelir ve kendi düşüncelerimiz içinde hapsolup kalırız.
Bu duygusal alandan çocuğu tekmeleyip atmanın, ona içerde yer olmadığını söylemenin, bir çocuğu reel hayatta sokağa atıp evde yer hak etmediğini söylemekten ne farkı vardır? Bu çocuk daha sonra kendisine nasıl bir ev kurarsa kursun rahat edemez, dünyada- reelde yahut herhangi birinin kalbinde- kendisine ait bir yer hak edebileceğine inanamaz.