bu kitap uzun süredir merak ettiğim fakat ertelediğim bir kitaptı. gerek satışını bir türlü bulamamam gerek de kitaplara zaman ayırmayı seçmememdendir ki fazlasıyla vakit girdi araya. oysa şimdi tekrar okyanusa yelken açmaya hazır hissediyorum.
kitabı okudukça bırakamadım. kasvetinde boğuldum. boğulmaktan zevk aldım. yazar her karakterin duygularını iliklerime kadar hissettirdi. tatildeydim sanırım bu güzel havalar fazla geldi bana ve bu kitapla farklı duygulara, dünyalara daldım. iyi bi zamanlama mıydı bilmiyorum ama iyi ki okudum.
süsenin hikayesinin bu kadar dokunaklı olacağını bilmezken kalbimin paramparça oluşunu, emirin hikayesinin bir çocuğun ruhunda kayboluşunu, fehimenin hikayesindeki travmatik satırların arkada donuk ve suskun bir kalp bırakışını, ekmel beyle deryanın 25 gün boyunca yazdıkları günlüklerine üç ömür sığdırışlarını ve kimdir bu suzan diye meraklanışlarımı hatırlatacak dört hüzünlü öyküden oluşmaktadır bu kitap.
acıklıydı ama böylesi güzeldi. şunları eklemeden geçemeyeceğim. okuduktan sonra anlıyor insan fehimenin noktalama işaretlerinden niçin yoksun yazıldığını, olacakların daha ilk satırdan sezdirilmek istendiğini... suzan defteri de bir e. beyden (çift sayfalar) bir deryadan (tek sayfalar) okudum. böylesi çok daha anlamlı geldi.
evet iyi ki okudum da şimdi nasıl çıkacağım bu kasvetli havadan?