"Sokakta birisi Sokrates'e hakaret etmiş, bir de tekme atmış. Sokrates hiç aldırmadan yürüyüp gitmiş. Durumu görenler niye bir tepki göstermediğini sormuşlar. O da 'bir eşek beni ısırsa onu dava mı etmeliyim sizce?' demiş"
Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar ;bazen koşar biriyle birlikte ;bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar ;üçüncüyü buzdan heykele çevirir ;dördüncüsünü atar alevlerin içerisine. Birini yaralar ;öldürür ötekini. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zaot edilecek olan kaleyi. Çünkü dayanacak güç yoktur karşısında.
Dünyanın düz olduğuna inanılan, mikropların bilinmediği, ilkel bir emekleme çağında değil miydi? O zaman hangisi gerçek? Bugüne ışık tutan, ölmeyen ve hiç ölmeyecek olan hikayeler mi, yoksa ilkel bilim mi?