Nikah kurumu, mükellefiyetlerin hepsini erkeğe değil, kocaya yüklemiştir. Koca başka şey, erkek başka şey. Kan başka şey, kadın başka şey. Bunu anlamıyorlar bir türlü.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sevginin varlığının gıdası izhardır, sevgi, ifade edilmezse gıdasızlıktan ölür. Muhabbet olmadan hiçbir kurum işlemez. Muhabbetin en çok gerekli olduğu yer evliliktir. Onun için, bizim toplumumuz evvelâ sevmeyi ve sevmeyi izhar etmeyi öğrenecek; belki ondan sonra adam olma yoluna adım atmak için ayağını kaldırmış olur. Adam olmak o kadar kolay değildir.
Efendimiz, Hazreti Hatice'nin hanesinde oturduğunda, Medine'deki hücrelerinde yaşadığında veya Mâriye Validemiz ile Kuba yolunda Hazreti İbrâhîm doğduğunda, hanımlarına daima saygı ve nezaket göstermiştir. Sofradan kalkarken eli boş içeri girdiği görülmemiştir; mutfak gibi olan yere eli boş gitmemiştir. Efendimiz'in sofrasında zaten üç parça bir şey vardır: bir yaygı, iki tabak. Validelerimizden biri siniyi kaldırdığında Efendimiz yaygıyı toplayıp götürürdü.
Bir de her ne hikmetse "koca" diyoruz da "karı" diyemiyoruz, bu da enteresan. "Eşim" de olmuyor; çünkü eşit değiliz. Ben karımla eşit değilim, çocuğumla eşit değilim. Sen hiçbir zaman hiç kimseyle eşit değilsin. Bir hak zuhur ettiğinde benim bir yere, senin başka bir yere mensubiyetin, hak eşitliğini bozmaz. Haklardan istifade etmekten ibarettir eşitlik. Eşit olmamak, bir üstünlük iddiası da değildir. Hepimiz Allah'ın kuluyuz, o kadar.
Baba, anne, dede fark etmez. Yavrusu yedikçe daha çok doyar insan. Bu bir fedakârlık değil, doğal bir şeydir. Eğer insan, yavrusuna verdiği şeyden lezzet almıyorsa analığını babalığını gözden geçirsin. Bu kadar basittir.