Hocamızın okuduğum ilk romanı. Dili, anlatımı ve üslubu oldukça açık ve anlaşılırdı. Akıcı bir romandı. Kapak tasarımı ve eserimizin basımı oldukça güzel. Birkaç eksik kelime basımlarının dışında bir sorun yoktu.
Zülküf, Mehmet Fuat, Musa, Nalan, Rasim ve diğerleri… Zülküf’ün, yokluktan bir an önce nasıl kurutulurum düşüncesiyle yapmış olduğu olaylar bütünü eserimiz. Sağcı solcu mevzularının hatsafhada olduğu bir dönemde tarafsız kalan Zülküf başta Rasim’i kullanmış sonra da Musa’yı. Ama her ikisinden de çok büyük kazık yedi diyebiliriz. Nalan’a kavuşma arzusuyla bütün inanç ve değerler karşısında değersizlik rolüne bürünerek her yol mübah anlayışıyla birçok kötülüğe gark oldu maalesef Zülküf. Hedefine de ulaşamadı ve değersizlikler içinde kendine yazık etti. Mehmet Fuat’ı dinlemediğinin ve hak yolunu tercih etmediğinin karşılığını çok acı aldı.
Aslında eserimiz çok güzel bir cümlenin roman halini almış diyebiliriz. O cümle de şu; “Allah’a kul olamayan, Allah dışında her şeyin kölesi olur.” Zülküf kulluğunu unuttu ve maalesef tutkularının kölesi oldu. Ve bu kölelikte her seferinde dert keder olarak kendisine döndü. Velhasıl-ı kelam Zülküf’ün tutkularının başına açtığı dertlerin ibret verici bir roman. Kitapla kalalım inşallah, selametle…