Bazen gençler bana geliyorlar: “Nikâh kıyıldı, bize dua et." diyorlar. Bazen nişan taktırıyorlar, halka takıyorlar. Onlara hep şöyle söylüyorum: Bundan sonra iki gözle değil, dört gözle bakacaksınız. İki elle değil, dört elle tutacaksınız. İki bacakla değil, dört bacakla yürüyeceksiniz. Şimdi bacağımızın biri bir istikamete, diğeri başka bir istikamete gitmeye çalışsa bir yere varabilir miyiz? İşte dört bacak da aynı istikamete gidecek. Dört el aynı şeyi tutacak. Dört göz aynı noktadan bakacak. O zaman beraberlik olur. Sorumluluk artıyor, ama bunun paralelinde aslında güçlükler de artıyor.
Nikahın da tek olmazsa olmazı rızadır. Şahit, mehir, merasim bunların hepsi telafi edilebilir. Nikâhın vazgeçilmez unsuru rızadır. Bunun mezhebi, meşrebi yok. Ama bizim mezhebimizde böyle" diyenlere soruyorum: Hiç mezhebinizle ilgili bu hususta kitap okudunuz mu? İçtihat gördünüz mü?
Efendimiz'in nikâh için kastettiği küfüv, insanlarda denklik değil, uygunluktur. Efendimiz, evlenme konusunu daha da daraltarak, insanlar ya güzellikleri ya nesepleri ya servetleri için evlenirler ama siz dindar olanını seçin, buyurmuştur. Güzellik geçicidir, zenginlik güvencesizdir, soy-sop ise her zaman istenildiği gibi olmaz.