Kitaba çok bir şey bekleyerek başlamamıştım. Verdiğim en iyi kararlardan biri olabilir. Kitapta bir fantastik evrenin isteyeceği her şey var. Kurt adamlar, vampirler, iblisler, cadılar, melekler… ama kurgu nasıl desen, tırt.
Bir cadımız var, ismi Violet. Violet otuzlu yaşlarında, üçüz kız kardeşlerin en önce doğanı, ve sihirsiz. Diğer iki kardeşi sihir yapabilirken bu bacımız bu yaşına kadar sihir sahibi değil.
Violet’ın kalbi yıllar önce Lincoln Thorne yüzünden kırılıyor. Yıllar sonra da tekrar karşılaşıyorlar, biraz iş antlaşması niteliğinde sevgililik araya kaynıyor, bir aşk filizleniyor, ve Violet’ın sihir gücü birden ortaya çıkıyor. Bu Lincoln de öyle vasıfsız değil ha, kendisi Alfa kurt adam.
Bu kadar peri masalı kahramanları bir araya toplanmışken insan bir heyecan, bir aksiyon, ne bileyim bir olay bekliyor. Kitabı okumayı düşünüyorsanız sakın beklemeyin, yok çünkü.
Ha hiç mi okunmaz dersek, bence okunur. Kafa dağıtmak için, ağır kurgu okuyamayacak durumda olanlar için çerez niteliği taşıyor. Tabii kitap neredeyse 400 sayfa.
Bir diğer şikayetim ise çeviri. Yani ben mi Türkçe okumayı unuttum bilmiyorum fakat bazı cümleleri anlamak için cümleyi tekrar tekrar okudum. Bilmiyorum, ikinci kitabı Bir Cadının Laneti de bence mevcut ama bir süre bu seriye ara veriyorum.
Çok güzel, çok sıcak, kalbimi yumuş yumuş eden bir kitaptı. Ana kahramanımızın çocukluk ve yetişkin halini okuyoruz. Çocukluktan fark ettiği gölgelerle iletişime geçebilme yeteneği var. Bu özelliği sayesinde insanların gölgeleriyle konuşabiliyor, onların üzüntüsünü, sevincini görebiliyor.
En sevdiğim yanı kahramanımızın bu yeteneğini sürekli kullanmaması, insanların özel hayatına saygı duymasıydı. Bu yüzden, böyle bir yeteneği olmasına rağmen kitabın asıl konusu gölgeler değildi.
Beni bu kitapla tanıştırdığı için gün ışığıma çok teşekkür ediyorum 🩵