Tarih geçmişte kalmış olayların kaydıdır fakat aynı zamanda incelenmek üzere dondurulmuş bir geçmiştir. Sanki bir zamanlar yaşam dolu bir oda aniden, sessiz bir emirle boşaltılmış da o andan hemen sonra başka biri girmiş gibidir. O odanın içi insanlara ait izlerle dolup taşmaktadır yarısı dolu kahve bardakları, öylece bırakılmış kalemler, yarım kalmış mektuplar, bitirilmemiş işler- fakat artık odanın sahipleri geri dönmeyecektir. Yarısı bitmiş taslak artık tamamlanamayacak, yarım kalmış mektubun son cümleleri yazılamayacaktır. Sanki orada o an kayıt altına alınmış, dondurulmuş gibidir ve odanın içindeki ipuçla- rını kullanarak bu insanların kim olduğunu, nasıl düşündüğünü, neler hissettiğini ve onlara ait davranış biçimini tamamen sizin çözmeniz gerekmektedir. İşte buna arşiv denir; geride bırakılmış nesnelerden oluşan tarih-yazılı metinler ya da görsel belgeler, binalar ve kıyafetler, sanat eserleri, mahkemeler gibi kurumlar ya da bir şeyler yapmak için yol yordam. Tarih, insanoğlunun omzunun üzerinden geriye baktığında gördüğü şeydir fakat aynı zamanda şu anda bile gördüklerimiz tarihin bir parçası olmaktadır. Geçen her saniye artık tarih olmuştur.