Beynimizde bir simyacı grubu var;durmadan çalışıyor,hayal üretiyor.Yakınlıkları gelip geçen kokulara,sıcaklığa;bir temastan,bir öpüşten geriye kalan her neyse ona çeviriyorlar…Eğer içimdeysen hep öyle kalma isteğine,içimden henüz çıkmışsan içimde olman isteğine ve uzaktaysan yine içimde olman isteğine…Bu simyacı grubu aynı zamanda bir kader tertipçisi olarakta çalılıyor.İyi yaşanmış zamanları ayırıp bir yere koyuyorlar ve kendi aralarında şöyle konuşuyorlar: “Bakın,şu beş dakika çok iyi bir örnek…Onu koruyup saklayalım,elli yıl,altmış yıl,yüz yıl haline getirelim”…
…İnsan kendi yaptığı işleri beğenmeye başlayınca ,insan olmaktan çıkıyor.Üstüne bir büyüklük hali geliyor.Büyük ressamlar hakkında okuduklarımın çoğu bana kendimden kuşkulanmayı öğretti.Bak sevgi duymak ayrıdır.Yani,yaptığın işle biraz muhabbetin olacak ama muhabbette ifrata kaçmayacaksın…