“… Ona telefon açıp yarım saat kadar konuşmak istedim. Sonradan gördüğüm acayip rüyaları anlatmak istedim. Kimseye anlatmadığım şeyleri sanki yüz sefer anlatmışım gibi rahat, anlatmak istedim.”
“ Unutmadan acısı, ayrılığın acısından farklı. Ayrılık hüzne yakın, unutmak kasveti. Yani birini er geç unutmaya mahkum olduğunu bilmenin kasvetinden bahsediyorum. Birini yavaş yavaş unuttuğunun bilincine vardığın anların sıkıntısından bahsediyorum. O kişinin parça parça silinip alakasız hatıraların arasına karışmasından bahsediyorum. Belki de neden bahsettiğimi bilmiyorum, sadece üzülüyorum, vasıfsız keder.”
“Ama ne olur böyle yapay hareketlerle kurtulmaya çalışma o hüzünden, bırak şu dişi iklimin sahte gururunu, illaki yaşamak istiyorsan da bir erkek gibi yaşa hüznünü.”