20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren arzu pazarlanmış ve reklamcılık bize eksikliklerimizi dış dünyadan alacağımız eşyalarla telafi edebileceğimizi telkin etmiştir.
Anlam insan hayatına geri dönmeden, yitirdiğimiz insan ruhunu yeniden ele geçirmeden, hasıl-ı kelam içimizdeki boşluk iyileşmeden; aşınan kimliklerimize dağılan kişiliklerimize bir çare bulabilecek gibi görünmüyoruz.
Frantz Fanon: "Size söylemek istediğim, ölümün her zaman bizimle, hep yanı başımızda olduğudur; önemli olan ondan ne zaman kaçıp kurtulacağımız değil, inandığımız şekiller için elimizden geleni azamisini yapıp yapmadığımızdır... Eğer en başta bir amacın hizmetkarı değilsek, halkın, adalet ve özgürlüğün sevdalısı değilsek, yeryüzünde bir hiçiz demektir."