İçsel boşluk ya da "içimizdeki yoksulluk", kişinin kendi hayatını yönlendirebilecek ya da başka insanların kendisine yönelik tutumlarını değiştirebilecek bir amil olmadığı durumlarda tebellür eder.
Depresyon, kaygı ve psikolojik sıkıntının bedensel semptomları, genellikle kalbe ve göğüse yönelik olarak ortaya çıkar. Bu, kalbimizin bedenimizin bir parçası olduğu kadar, kimliğinizi ve toplumsal benliğimizi şekillendirdiği anlamına gelir. Kalp sahibi olmak, kim olduğunu teşhis etmek ve hatırlayabilmektir.
"20. yüzyıl insanının temel sorun nedir?" diye sorar Rollo May (1953) ve cevaplar: "Boşluk." İnsanlar neyi arzuladıklarını ve neyi hissettiklerini bilmemektedirler. Arzu ve isteklerini bir kesinlik halinde yaşamadıkları için, kararsızlıktan ve özerklik yoksunluğundan yakınmaktadırlar. Aile veya aşk ilişkileri bozulmuştur, ama en başta, ilişki içinde oldukları kişiye de içlerindeki boşluğu gidermeye matuf olarak benimsedikleri için, kişi o boşluğu doldurmadığında endişe ve öfkeye kapılırlar.
Yetim sözcüğünün psikanalitik kuramda ilk tedaisi, bebeğin bedensel ve ruhsal varlığını devam ettirmek için "anneyi tüketmesi" durumudur. Anne sütünde mündemiç olan gıdayla birlikte bebek haz verici ilkel bir kimlik duygusu da alır.