''Değişmişsin;
Saçlarını kısaltmışsın, gülüşünde solmuş, gözaltlarına ne olmuş? asıl gözlerin niye öyle bakıyor gözlerin kırgın gibi, dargın gibi, küskün gibi gözlerin yoksa ağladın mı? gülmüyorsun da artık gamzelerine hasret kaldık, yüzüne sürdüğün boyalara ne oldu? renksiz duruyorsun, kıyafetlerinde özensiz rengarenk elbiselerin ne oldu? yoksa olmuyorlar mı artık, ya vazodaki çiçekler, çiçekleri de kaldırmışsın onları da mı sevmiyorsun artık, yoksa hasta mısın sahi ellerinde buz gibi.'' Yıllar önce terk ettiği kızın şimdi yerde yatan cesediyle konuşuyordu Demiray.