Ve Behçet Bey hayatını hatıraları ile beraber topladığı odada bütün gününü, tamir ettiği saatlerle, ciltlediği kitaplar arasında, her biri belli başlı iki atölye gibi olan masaların birinden öbürüne giderek geçiriyor ve gece oldu mu, mutlak bir ebediyet imanıyla içtimai mevki fikrini o kadar garip surette birleştiren eski Mısır hükümdarlarının bütün zenginliklerini topladıkları mezarlarında ölüm uykularını uyumaları gibi, o da sevdiği eşya arasında, hangi zamanı saydıkları bilinmeyen bir yığın saat tıkırtısı içinde uyuyordu.
Toprağın altındaki maden yangınları gibi sessiz sedasız, bazı küçük fırlayanların dışında hiçbir iz göstermeden çoğalan, biriken büyük kin tekrar coştu.