Behçet Bey, bütün ömrünce, yerinden kımıldamadan "Kaçmak, gitmek!" diye çırpınanlardandı.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Kendi yalanımla bile bile neden uğraşayım?..
Eşyalarıyla uyuduğu odanın Mısır mezarlarına benzetilmesi ...
Ve Behçet Bey hayatını hatıraları ile beraber topladığı odada bütün gününü, tamir ettiği saatlerle, ciltlediği kitaplar arasında, her biri belli başlı iki atölye gibi olan masaların birinden öbürüne giderek geçiriyor ve gece oldu mu, mutlak bir ebediyet imanıyla içtimai mevki fikrini o kadar garip surette birleştiren eski Mısır hükümdarlarının bütün zenginliklerini topladıkları mezarlarında ölüm uykularını uyumaları gibi, o da sevdiği eşya arasında, hangi zamanı saydıkları bilinmeyen bir yığın saat tıkırtısı içinde uyuyordu.
“Korkularının üzerine gidiyorsun ha? Freud seni tanısa severdi.”
Sayfa 168·Kitabı okuyor
Alıntı
Bu nasıl bir benzetmedir hocam...
Toprağın altındaki maden yangınları gibi sessiz sedasız, bazı küçük fırlayanların dışında hiçbir iz göstermeden çoğalan, biriken büyük kin tekrar coştu.
Sayfa 10·Kitabı okuyor