"Yazık," dedi, "hâlâ uzlaştıramadım onları."
"Kim? Kimdir sözünü ettiğin?"
"Anam babam, Leo Kardeş. Yıllardır boğuşur dururlar içimde. Bu çatışmaları ömrüm boyunca sürdü; bunu iyi anlamanı isterim. Türlü adlar altında belirebilirler -Tanrı ile Şeytan, ruh ile beden, iyi ile kötü, aydınlık ile karanlık, ne dersen de- ama hep anam babamdır onlar, değişmezler. Babam içimde bağırır: 'Para kazan, zengin ol, altınınla bir hanedan arması satın al da asil ol. Ancak zenginlerle asillerin hakkı vardır bu dünyada yaşamağa. İyi olayım deme, hapı yuttun demektir! Biri dişini mi kırdı, sen karşılık olarak çenesini dağıt onun. Bağışlama yok, vur!.. Annemse, babam duymasın diye, titrek sesini alçaltarak, korku içinde şöyle der: 'İyi ol, sevgili Francesco'm, hakkımı başka türlü helâl etmem. Yoksulu, alçakgönüllüyü, haksızlığa uğramışı sev. Sana bir kötülük ederse, onu bağışla!' Anamla babam boğuşur durur böyle hep, bense bıkmadan uzlaştırmağa çalışırım onları. Ama yanaştıkları yok, uzlaşmağa niyetleri yok, Leo Kardeş, bu yüzden de büyük acı duyuyorum."