Mutlu pazarlar !!!
''Tapduk Emre:



İsmi suphan virdin mi var

Bahçelerde yurdun mu var

Bencileyin derdin mi var

Garip garip ötme bülbül



Yunus Emre: pek bir güzel öter, dertli dertli öter.



Tapduk Emre: herkes güzel der bülbülün sesine, sen dertli dersin. Neden dertli acep? Belki de dertli oluşundandır sesinin güzelliği. Bülbül hayvanatın şairidir. Hakikati söylediğinden sesi güzel. İşiten her kim olursa olsun, ister kafir, ister putperest, ister müslüman, ister sürüde çoban, ister ekinde rençber, ister tahta sultan ol. Bilmese de hisseder ki bülbül hakikati söyler. Sesi güzeldir. Her kim ki bir gönlü var bülbül ona güzel gelir. Güzelliğe sebep hakikatin sesi olması. tıpkı bülbül misali cümle şairler de dost bahçesinin bülbülü. Hakikate davet eden bed sesler değil. Bize hakkı söyleyen bülbüller gerek. bülbül gibi ses ola cismi çıkara aradan. Hakikati şakıya. Hemi doğuya, hemi batıya, hemi kuzeye, hemi güneye. Kendi sükut edip hakikati söyleye. İşte o vakit söz gümüş iken sükut altın olur. Hakikat konuşanda benlik susar. 



Her devrin esması var, her devirde başka şekilde tecelli eder hak sözü. Kimi devir olmuş felseficiler, kimi devir olmuş kelamcılar vesile olmuşlar. Kelam ile tebli en hızlı imiş. Amma sözün tesiri ok gibidir. Asırları aşar. Dillerde destan olur, gönüllerde şiir. Kişi çıkar aradan hakikat kalır meydanda. Bülbül sesinin sahibi mi ki? Tam tersi baki oldu hakikat geldi bülbülün ağzından çıkıverdi. Bu bülbüle şeref oldu. Öyle olmaya bülbülü kim bile kim tanıya, dalda gören taş atar, geçipde dal altında kulak kesilmez. O bülbül bilir mi ki kendisini şah mı dinler kul mu, zahid mi dinler sufi mi, köylü mü dinler şehirli mi?''

müverrih., bir alıntı ekledi.
08 Şub 13:45

Hak'tan gelen şerbeti,
İçtik elhamdulillah.
Şol kudret denizini,
Geçtik elhamdulillah.

Şol karşıki dağları,
Meşeleri, bağları,
Sağlık safalık ile,
Aştık elhamdulillah

Kuru idik yaş olduk,
Kanatlandık kuş olduk.
Birbirmize eş olduk,
Uçtuk elhamdulillah.

Vardığımız illere,
Şol safa gönüllere.
Halka tapduk manisin,
Saçtık elhamdulillah.

Balım Sultan ilinden,
Şeker damlar dilinden.
Dost bağının yolundan,
Geçtik elhamdülillah.

Beri gel barışalım,
Yad isen bilişelim.
Atımız eğerlendi,
Estik elhamdulillah.

İndik Rum'u kışladık,
Çok hayır, şer işledik.
Uş bahar geldi geri,
Göçtük elhamdulillah.

Dirildik pınar olduk,
İrkildik ırmak olduk.
Artık denize dolduk,
Taştık elhamdulillah.

Taptuk'un tapusunda,
Kul olduk kapısında.
Yunus miskin çiğ idik,
Piştik elhamdülillah.

Yunus Emre Divanından Seçmeler, Yunus EmreYunus Emre Divanından Seçmeler, Yunus Emre
Seydi Emre, bir alıntı ekledi.
26 Oca 19:34 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Meğer Tapduk Sultan'ım bana "Bilmem!" zikrini yıldızdan geçip güneşe varırken İsmail'imin hasretini bilmeyeyim, acısını öylece unutayım diye vermiş.

Od, İskender Pala (Sayfa 189)Od, İskender Pala (Sayfa 189)
İbrahim Saman, bir alıntı ekledi.
27 Ara 2017 · Kitabı okudu

Tapduk Sultan dergâhında Allah Teâlâ'nın kulları vardır ki, padişahım, dağlara taşlara, "Altın ol!" dese, altın olur. Bunlar dünyadır padişahım, dünyalıktır. Bir şeye yaramaz. Yine taş taş olmak, ağaç ağaç olmak hoştur.

Od, İskender Pala (Sayfa 192 - Yunus Emre)Od, İskender Pala (Sayfa 192 - Yunus Emre)
Ahmet Yüksel, Od'u inceledi.
21 Şub 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Yunus'un hikayesidir OD. Yunus u bizim Yunus, Derviş Yunus ve Aslanlı Yadigar yapan yaşanmışlıkları çekilen çileleri ve kaybedilen oğullar ve eş i sitare vardır. Nerden başlasam bilemiyorum ama okuduğum kadarıyla anlayabildiğim ve anlamaya çalıştığım ruhen ve bedenen yaşamaya çalıştığım kadarıyla anlatacağım. Yunus Ucasar adlı bir köyde iki oğlu ve eşi sitare ile beraber yaşamaktadır. Bir gece çekikgöz saldırısına uğramış alev saçan ateş toplamlarının uçuştuğu gecede oğlu İbrahim i kaybetmiştir ve sitare oğlu İbrahim in acısını içini kor ateşi ile yaşamış o acıyla kendinden geçmiştir. Talan olan köyde kalan insanları yaşlı ve çocuklardan oluşan bir grup insanı dağlık bölge olan ve kolayca tespit edilemeyen saracakoy denen bir köye ulaştırmayı son dakikada yetişen Hacıbektaş müridlerinin yardımıyla ulaşmıştır. Saracakoyde belli bir süre yaşadıktan sonra kıtlık olan bozkırda depo ettikleri buğdayda bitmiş ve mecburen sorumluluğunu aldığı insanların yüküyle Hacıbektaş dergahına gitmiş ve Hacıbektaş a verdiği dagdan topladığı yemişleri Hünkar Hacıbektaş a sunmuştur buna karşılık Hacıbektaş getirdiğini yemişlere karşılık nefes verelim dediysede Yunus buğday isteriz Hünkarim demiştir. Ve sonunda buğdayını alır yola çıkar köye vardığında tapinakcilarinin saldırısına uğradığı yıldızı yani sitaresi yani elif i Şehit olmuş arkasında oğlu İsmail i bırakmıştır . Sitarenin ölümü Yunus yokmuş mahvetmistir oğlu İsmail sarı nineye bırakmış Hacıbektaş in huzuruna utana sıkıla gitmiş ve Hünkar Hacıbektaş a gitmiş bu kez nefes istemiş ve Hünkar Hacıbektaş ona senin anahtarını Tapduk Emre ye verdik der ve Yunus yollara duser. Köyün e gider bir bakar ki oraya da haçlı kırıntıları saldırmış Satı nineye emanet ettiği İsmail esir dusmustur. Oğlu nu arar 1 ,2 sene kadar arar bulamaz ve Tapduk Emre ye gider kabul görür Hunkar Hacı bektaş (Aslanlı hunkar diyede gecer )Yadigar Olarak geçer. Od' un toplar ilk görevi sonra sakalik derken yorulur şikayet tarzı söylenir durur. Ve bu durum Tapduk Emren in ona sitem etmesine sebep olur ve Yunus gider kaçar gibi kimseye söylemeden dağlar aşar ovalar geçer . Tapduk Emre de geçirdiği günlere de hayiflanir Derviş Yunus tabi sonra anlar Tapduk Emren in sırrını yine gitmk ister eşiğine yüz sürmek ister gider ilk baş alınmaz kapıdan derviş Yunus gönül koymaz bacı ana bir gece gelir ne yaparız bacı ana der oda birazdan tehuccude kalkacak kapının eşiğine yat başar bu kim der ben Yunus dersem oda bizim Yunus mu derse af dileyesin yok hangi yunus derse artık kıymetini kalkmıştır durmayasin buralarda kapının eşiğine yatar Tapduk Sultan Yüzüne başar bu kimdir bacı sultan da Yunus dur der Bizim Yunus mudur. Deyince Derviş Yunus Bizim Yunus da olmuştur. Kitabın özeti uzun dilimin döndüğünce ozetlemeye çalıştım su bilgiyi de vermm gerekiyor. Anadolu Selçuklu nin Moğollara mücadelesi de anlatılır Kosedag savaşını dan sonra yaşanan Moğol zulmü bundan boşluk bulan tapinakcilarinin. Tekfur vs. Son olarak Derviş Yunus en son olarak Tapduk Emren in dusturuyla saracakoyde gelir orada irşad eder insanlara doğru yol göstermek için didinir durur. Kayı boyu Osmanlının beyi Osman beyin obasina gider. Geyikli Babayla hasbihal eder zahir Babayla hasbihal eder feyiz alır aşk ile Od ile yanar durur. Son olarak İsmail ini bulur İsmail de çocuk çetesi başıdır Babasi ni bulduktan sonra herşeyi bırakır muridi olur. Molla kasım da vardır hikayede okunmasını tavsiye ediyorum tarihle harmanlanmış Anadolu Selçuklu devletinin durumunu da anlatir bir kitaptır okunmasını tavsiye ederim....

M.Burak SOLAK, bir alıntı ekledi.
12 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Islam ahlakı bunu söylüyordu.
Tapduk Sultan'da bana insanı sevmeyi öğretti. Insan sevgisi herşeyin başıydı.

Od, İskender Pala (Kapı)Od, İskender Pala (Kapı)
Murat Sezgin, Od'u inceledi.
02 Tem 2016 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 9/10 puan

-Spoiler-

Sizden istirhamım biraz uzun olsa da sonuna kadar okumanızdır. Yaradandan ötürü yaraladılanı seven Bizim Yunus hakkında kısa yazmak olmazdı.

Kitabın yapısını ve konusunu daha önce yapılmış iki incelemeye sitem ederek anlatmak istiyorum:

#7984107 : Kitapta Yunus Emre'nin Hakk ve insan sevgisi, ahlakı, ilmi, bilgisi, şiirleri ve yaşamından bahsediliyor. Bre adam, Yunus Emre'nin üstünden bir Veli'nin laflarını çarpıtmak, cinsiyetçi söylemlerde bulunmuş demek, yazarı sevmiyorsun diye bu güzel eseri karalamak nedir? Aklım almıyor. Sen anlamak istediğini anlamışsınn o kadar.

#6915646 : Pala'nın eski edebiyatla içli dışlı olması dilini biraz ağırlaştırmış olabilir. Ama bu kitap, birinci ağızdan anlatımıyla bu ağırlığı ortadan kaldırmış. Bu özelliğiyle akıcı değil diyenlere katılmadığı belirtmek istiyorum. Akıcılık, şiirlerle ve tarihle birleşmiş. Yapılan bu iki incelemeyi okuyup, kitabı okumaktan vazgeçmeyin.

Bizim Yunus, Moğol akın ve yağmalarının, iç kavga ve çekişmelerin, siyasî otorite zayıflığın, dahası kıtlık ve kuraklıkların olduğu yıllarda yaşamıştır. Moğol akınlarından birinde Sitare ölür, oğlu İsmail esir düşer.

Yunus, Sitare hakkında şöyle diyor: "Sitare! En uzaktaki en yakın hatıram." "O benim herşeyim. Mahremde sırdaşım, zor günde ayaktaşım, er meydanında yoldaşımdı. Çeyiz olarak verecek bir şeyim yoktu ona gönlümden bir ev yaptım. Bütün duvarlarında onun nakışları olan, bütün pencerelerinden ona bakılan, bütün kapılarından ona varılan bir ev."
Sitarenin ölümü Yunus'u derinden sarsar. Aşkına dalıp unutmuştur her şeyi.
Ben ağlarım yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne âkilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Sitarenin hasretinden kavrulan Yunus'a Hz. Mevlana şunu söylüyor:
" Yıldızından geç Yunus, artık güneşe bak"

Yıldızlarda güneş gibi hep vardır. Güneş doğunca yıldızlar görünmez o kadar. Mesele yıldızın olmadığı şüphesinden kurtulup güneşe Gerçek Aydınlıga ulaşmaktı. Yunus uzun uzun düşünüp Sitaresini Hakk'a ulaşma fırsatı sayar ve Hakk yoluna düşer.
İşte size kul sevgisini, Hakk sevgisiyle birleştirmiş bir aşk: Gerçek aşk...

*****************************************

Yunus yollara düşer Tabduk Emre'nin dergâhına varır. Erenler yurdunda himmete ulaşmanın ilk şartı teslimiyet ve hizmete talip olmaktır. Bu Yunus için de böyle oldu. Şeyhine "Ne hizmet varsa yaparım."dedi. Tabduk da Yunus'u, Dergâhı'ndaki odunculuğa tayin etti.
Fedakar derviş tam kırk yıl bu hizmette bulundu. Odunu sırtına vurup getirirdi. Ama yaşını ve eğrisini kesmezdi. Bir defasında Tabduk Emre: "Yunus Can, dağda hiç eğri odun yok mu ki hep düzgün odunlar getirirsin" diye sordu. Yunus da "Şeyhim, burası öyle bir Hak ve doğruluk kapısı ki, buraya değil eğri adam, eğri odun bile giremez." dedi.

Tapduk Emre'nin hizmetinde bulunurken, mânevî âleminde bir ilerleme olmadığını zannederek, üzüntüsünden dağlara, kırlara düştü ve iki abdalla karşılaştı. Onların yanında odun çekmenin temel gayesinin "nefsi kırmak" ve manevi rehbere bağlılığı sınamak olduğunu anladı.
Derviş adın edindim
Derviş dondum donandım
Yola baktım utandım
Hep işim yanlış benim

Tabduk Sultan'ın yanına döndü ve hizmetine bir süre daha devam etti ve iyice olgunlaşınca fikirlerini yaymaya başladı.
İşte size bağlılık; sevgiye, işe, doğruya bağlılık..

******************************************

Bizim Yunus'un yaşlandıkça gözleri uzağı seçemez olmuştur. Ögrendiği karışımlardan şifa dağıtan Yunus'a sorarlar: " Herkese şifa dağıtırsında kendi gözlerine neden şifa dağıtmazsın ey Yunus?" şöyle cevap veriyor: " Adı güzel kendi güzel Muhammed'in mübarek gözleri bu dünyayı 63 sene gördü bize de ziyadesi gerekmez."

Aşık Yunus neyler iki cihânı sensiz,
Sen Hak Peygambersin şeksiz, gûmansız
Sana uymayanlar gider imânsız,
Adı güzel, kendi güzel Muhammed

Dünya gözüyle görmek istediği tek yüz, oğlu İsmail'in yüzüydü. Günler geçip gitti ve bir gün oğlunu buldu. Yüzünü görür görmezde, gözleri kapandı bir daha göremez oldu.
İşte size Peygamber sevgisi, işte size evlat hasreti...

*****************************************

O ki bilgisiyle, ilmiyle bizlere örnek olmuş, örnek olmaya devam etmekte. Okumuş, araştırmış, söylemiş. Hz. Muhammed'in "Kendini bilen Rabb'ini bilir" hadisinden hareketle şunları diyor:

İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Bu nice okumaktır.

Kendini tanımak cehaleti sonlandırır. Allah herşeyi kendi nurundan yarattı. Kendi nurunu bulan Allah'ın nurunu bulur.
İşte size gerçek ilim: Kendini bilmek...

************************************

Bizim Yunus, şiir demiş olmak için şiir demiyordu; o bir kalbe girmek için şiir diyordu. Amaç sanat değil, imandı. Sevgi, hoşgörü, nasihat, insanlık içindi.

Ben gelmedim davi için
Benim işim sevi için
Dost'un evi gönüllerdedir
Gönüller yapmaya geldim

İşte size gerçek sanat: Gönül yapmak...

*****************************************
Bizim Yunus, yüzyılardır şiirleriyle, ilmiyle, ahlakıyla bize yol göstermiş. Ve göstermeye de devam edecek...

Gelin tanışık edelim
İş kolayın tutalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz...

Not: Şiirlerin bazıları kitapta bulunmamaktadır.

Keyifli okumalar.

Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
29 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Tapduk Sultan
Hiçbir şeye sahip ve malik değiliz; her şeyin malik ve sahibi Allah'tır.

Od, İskender Pala (Sayfa 149)Od, İskender Pala (Sayfa 149)
Burcu Yenidoğan, bir alıntı ekledi.
28 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

... Herkese, her şeye hoşgörüyle bakmanın önemini kavradım. İslam ahlakı bunu söylüyordu. Tapduk Sultan da bana insanı sevmeyi öğretti. İnsan sevgisi her şeyin başıydı. Ancak o vakit gönüllere girip, gönüller yaparak Allah'a giden yol bulunabilirdi. Ben müsamaha ve insan sevgisinde o yolu bulmuştum.

Od, İskender Pala (Sayfa 145)Od, İskender Pala (Sayfa 145)