Tauman

Tauman
unutmam gerektiğini hatırlayamıyorum
üstünde yağmurdan başka hiçbir şey yoktu  anlam olmak için yeterince çıplaktın  şiirin nasıl bir şey olması gerektiğini  hatırlatıyordu gözlerin, sana böyle inandım:  ben inanmak için şiir yazıyorum, gözlerin  cihangir'i hatırlatıyordu, hayal içinde fakir  üsküdar'dan o rüyaya baktım: maviydin  bir özletip bir geri çekiyordun denizlerini!  usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan  yağmurun üstümüzde hakkı vardır, inandım  uzak bir mavi kızın gözlerindeki bulut  burada içimize yağacaktır, inandım, mavi  bir yağmurluğun da olsa şiirden ıslanırdın!  gövdene de böyle inandım, duruydu, şiirin  nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu:  öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka  hiçbir şey yoktu, gövden neyi hatırlatıyorsa  ona inanıyorum, beni hatırlamasa da, biliyorum  bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini... bazı şiirler de bekleyemiyor yağmurun dinmesini! Haydar Ergülen
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
On üç yaşındaydım. Ortaokula gidiyordum. Babam öleli iki yıl olmuştu. Yoksul düşmüştük.Annem terzilik yapıyordu, zar zor geçiniyorduk. Büyük bir evin iki odasında oturuyorduk. Kitaplarımın çoğu noksandı, okul çantam bile yoktu..Bayram geldi. Annem ne yaptı etti, bana bir ayakkabı aldı. Bir pantolonla bir gömlek dikti. Sabah erkenden kalkıp giyindim. Bir gün önceden sözleşmiştik, iki arkadaşım beni evden alacaklar, birlikte bayram yerine gidecektik. Atlı karıncaya, kiralık bisikletlere binecektik, tatlıcıda tatlı yiyecektik. Belki sinemaya da gidecektik…Annemden para istedim. “Paramız yok oğlum,” dedi. Çılgına dönmüştüm, arkadaşlarım neredeyse geleceklerdi. Onlara ne diyebilirdim? Parasız olduğumuzu, bu yüzden bayram yerine gidemeyeceğimi söyleyemezdim ya… Hırçınlaşmıştım, üstümdekileri çıkarıp duvarlara atmaya başladım.Beni üzgün üzgün seyreden annem, o zaman dolaptan çantasını çıkardı, para aradı. Bula bula bir lira buldu. Kadıncağızın bir lirası kalmıştı yalnız, bütün parası oydu.O bir lirayı bana uzattı: “Haydi giyin,” dedi, “Bir lira yetmez mi?” Bir lira o zaman büyük paraydı..Oraya buraya attığım elbiselerimi ayakkabılarımı topladım. Yeniden giyindim, paramı cebime koyup arkadaşlarımı beklemeye başladım.Geldiler. Biraz oturdular. Annem onlara şeker ikram etti, ikisini de okşadı, öptü. Sonra: “Haydi artık gidin!” dedi. “Güzel güzel eğlenin!”Sokağa çıktık. Çok neşeliydim, kabıma sığamıyordum. Fakat köşeyi dönerken evimize baktım, annem pencereden uzanmış, gülümseyerek bana el sallıyordu. O zaman içimden bir ağlamadır geldi, gözlerim dolu dolu oldu. Tıkanıyordum.Ağladığımı belli etmemeye çalışarak arkadaşlarıma: “Ben gelmeyeceğim” dedim. Neden olduğunu anlamadılar.Biri: “Paran yok ondan gelmiyorsun.” dedi, alay ederek. Elimi cebime attım ve bir lirayı çıkarıp
Lütfen Hakan Günday'ın eserlerini "Yeraltı Edebiyatı" başlığında sınıflandırıp da inceleme yazmayalım arkadaşlar. İlla ki bir Yeraltı Edebiyatı eseri okuyup incelemek istiyorsak Dosto Baba'dan "Yeraltından Notlar"ı okuyalım.
"Satılık: Bebek patikleri. Hiç giyilmedi." E. Hemingway
Zaman ya da Hiç - Aralık Ayı Hikaye Yazma Etkinliği
"Seni hala seviyorum." derken saatine baktı kız. "Acelen mi var?" diye sordu çocuk. "Seni hiç sevmemişim." dedi kız. "Üzgünüm."