• 115 syf.
    ·2 günde·Beğendi·8/10
    Nasıl başladığını nasıl bittiğini bilemediğim samimi bir hikaye. Biraz kurgu basit kalmış. Kısa bir hikaye.Dil akıcı.Olaylar gündelik hayattan. Okunmasıni tavsiye ederim.
  • 80 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Tadı damağımda kalan enfes bir kitap.Bir insanın iç hesaplaşması bu kadar mı güzel anlatılır.Olayı,yaşanan mekanı gözlerimle görmüş gibiyim.Konuya gelecek olursak;Hollandanın sömürgelerinden birinde-Hindistan taraflarında-uzun süreli çalışmaya giden bir doktorun,zamanla ülkesinden uzak kalması sevebiyle yalnızlaşarak,ondan yardım isteyen bir kadına yardım etmemesini ve bunun sonucunda başına gelenleri anlatıyor.Stefan Zweig kalemi çok sağlam bir yazar.Okuduğum 2. Kitabı.Favori yazarlarımdan olma yolunda.Benim için nitelikli roman ve nitelikli yazar deyince akla gelen ilk isimlerden artık kendisi.Tavsiye olunur.
  • "Birisine bir kız çocuğu müjdelenirse, üzüntüsünden yüzü simsiyah kesilir..." (Kur`ân-ı Kerîm 16 (en-Nahl)/58 ) Bu âyette Allah (c.c.) cahiliyyet insanının kadına bakışını anlatır ve takbih eder. Halbuki, "Allah diledigine kız, dilediğine erkek, dilediğine ikisini birden verir, dilediğini de kısır yapar." (Kur`ân-ı Kerîm 42 (es-Sûrâ)/49)

    Kadın da tıpkı erkek gibi doğar, erkek gibi insan yavrusudur. Şefkatte ve hediyede aralarını ayırırlarsa, anne baba sorumlu olurlar. Peygamberimizin vasiyyetini gözetmemiş olarak şefaatten mahrumiyeti hak ederler. Cahiliyyet duygularının insanlarda zaman zaman depreşeceğini bildiği için, Efendimiz kız çocuklarının, eğitimini özellikle vurgular ve "üç, iki, hattâ bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, Cennette kendisiyle beraber olacağını" (Ibn Mâce, edep3) duyurur. Çocuğun kız doğmasında da erkekte olduğu gibi, "Şükür" olarak "akîka" kurbanı kesilir. Ismi güzel verilir, zorunlu eğitimi yaptırılır. Gerekli cinsel bilgileri anneden alır. Kur`ân`da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan ayırmaz. Tersine, ihmale uğrayacaklarını bildiği için, Peygamberimiz özellikle kadın eğitimini tavsiye etmiş. haklarının korunmasını emretmiştir. Onun devrinde "müctehid" olan kadınlar yetişmiştir. (Meselâ Resûlüllah`ın (s.a.) zevceleri Âişe validemiz bunlardan biridir.)

    Kadın hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş, sıra evlenmesine gelmiştir. Damat adayını görmesi bir hakkı ve aynı zamanda bir sünnettir. Beğenmezse reddeder, velîlerin ve damat adayının ısrarı hiçbir şeyi değiştirmez.

    Evlenirken ağırlığını koyar, damat adayından istediği kadar "mihir" alır. Mihir onun Allah`ça belirlenmiş en tabii hakkı ve hayat garantisidir. Harcama sahası, meşru çerçevede tamamen kendi iradesine bağlıdır. Mihrini, ya da varsa diğer mal varlığını, hayır yolunda harcayabileceği gibi ticarî işletmelerde kullanabilir, şirketler kurar, şirketlere hisse senetleriyle ortak olur, kazanır ve kazandığını da istediği yerde harcar. Çünkü kendi sosyal güvenliği, kocaya varmakla garanti altına alınmıştır. Ev için ve kendisi için gerekli bütün zarûri harcamalar erkeğin sırtınadır. Erkek, elbiseni ya da süs malzemeni kendi kazancınla al, diyemez. Kendi varlığı ölçüsünde kadının nafakasını sağlamak zorundadır. Sağlayamayacaksa evlenemez. Evlendikten sonra sağlamazsa kadının boşanma talebi olumlu sonuçlanır.

    Kocası onu tahkir edemez, onun hayat arkadaşı olduğunu unutmamak zorundadır, darılıp evinde yalnız bırakamaz. Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır. (Bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil 68)

    Evde hanımıyla şakalaşmak, eğlenmek ve onu eğlendirmek kocanın görevlerindendir.

    Kadının hak-hukuk tanımayıp isyan etmesi dışında, sudan bahanelerle erkek karısını dövemez, (Karının dövülmesi konusunda Kur`ân-ı Kerîm 4 (en-Nisâ)/34 âyeti ve tefsirlerine bakılabilir. Örnek olarak bk. Ibn Kesîr, Kurtubî, Elmalı; Ebû Dâvûd, menâsik 56; Ibn Mâce, menâsik 84; Müslim hac 147; Tirmizi, Rada`11; Ebû Dâvûd, menâsik 56; Halebî Sağîr s. 395; Halebî Kebîrs. 621; Canan, Terbiye s. 391;) hastalık kıskançlığından kaynaklanan şüphesinden ötürü karısını anî baskınlarla rahatsız edemez. Peygamberimiz (s.a.s.) bir hadîslerinde ailesinden uzun zaman ayrı kalan birisinin, haber vermeden gece ansızın eve gelmesini yasaklamıştır. Bunda ayrıca koltuk altı, etek tıraşı ve süslenip taranmayla kocasına hazırlık yapabilme imkânı bulması da, sebep olarak zikredilmiştir. (Bu konuda bir hadîs-i şerîfin meâli şöyledir: "(Uzaklardan) geceleyin geldiğinde hanımmn yanına girme ki, bıçak kullanıp tıraş olsun, dağınıksa tarasın. (gelişine hazırlansın)" Buhârî, nikâh 121,122; Müslim, radâ` 58, imâret 181,182; Dârimî, nikâh 32, cihâd 163. Hadîs şerhleri buna sebep olarak bir de, eve geceleyin aniden girmesinin, hanımının ihanetinden şüphelendiği anlamına gelebileceği ihtimalini gösterirler.)

    Kocanın karısını cinsel yönden tatmin görevi de vardır. Peygamberimiz, karısını düşünmeden, işini bitirerek hemen inen insanları horoza, yani hayvana benzetmiş ve sevişip okşama olmadan cinsel ilişkiye geçilmemesini tavsiye etmiştir. (bk. Suyutî, el Camiu`s-sağîr (Fethu`I-Kadîr ile) VI/323) Çünkü erkek bakmakla hemen tahrik olabilir, ama kadın cinsel ilişkiye ancak uzun bir okşama döneminden sonra hazır hale gelir. Iyi bir erkek, karısını bu işe hazırlamayı başarabilen ve kendi doyduğu gibi onu da doyurabilen erkektir. Cinsel ilişkide sadece kendisini düşünen erkekler, karşısındakine zulmettiklerini ve işkence ederek zevk aldıklarını unutmamalıdırlar.

    Evlendikten sonra bir yıl içerisinde hiç cinsel ilişki yapamayan erkekten kadının ayrılma hakkı vardır. Kadın "peşin mihrini" almadan kendisini erkeğe teslim etmeyebilir.

    Kadının nafakası gibi, tedavisi ve ilâç harcamaları da kocaya aittir. Kadın ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazır ekmek almak zorundadır. Süslenmesini istiyorsa, süs malzemeleri ve koku masrafi erkeğe aittir. Yılda yazlık ve kışlık olmak üzere iki takım elbise erkeğe aittir. Anlaşmazlik söz konusu olursa elbisenin nitelikleri mahalli idarelerce tesbit edilir. Kadın, kocası sefere çıkarken, gelmediği günler için nafakasına, ondan kefil alabilir. Âdetli günlerinde kocasından ayrı yatmak isterse, ayrı bir yatak istemek hakkıdır.

    Durumuna göre kadın kocasından hizmetçi isteyebilir. Hizmetçinin ücreti kocasına aittir. Örfe göre kadınların yapmaması ayıplanan ev işleri dışında kadın, hiçbir iş yapmak zorunda değildir.

    Ihtiyaç duyarsa kocasıyla aylık nafaka miktarında anlaşırlar. Yetmediğini anlarsa artırmasını ister, koca kabul etmezse mahkemeye başvurabilir.

    Kadın kocanın yakınlarını istemediği takdirde, kocası onu müstakil bir evde oturtmak zorundadır. Buna sebep olarak, kocasıyla oynaşmak ve yararlanmak arzusuna, onların bulunmasının engel olacağı gösterilmiştir. Hattâ cinsel ilişkiyi bilmeyecek kadar küçük olan çocuğu dışındakiler için de aynı sebeble ayrı odalar istemek, kadının hakkıdır.

    Kadının, haftada bir kez anne-babasını ziyaret hakkıvardır, erkek buna engel olamaz.

    Erkeğin haklarına bir zarar vemeyen meşru işlerde; kadının meşru çerçevede çalışmak hakkıdır.

    Âdet ve lohusalıktan ötürü hamama gitmek istediği takdirde, hamam parasını erkek verir, ancak hamamda avret yerlerinin açılmamasına riayet edilmediği biliniyorsa, kadın hamama gönderilmez.

    "Ric`î" (dönülebilir) ya da "bâin" talakla boşanan karısının her türlü nafakasını, iddeti içerisinde erkek verir.

    Bu söylediklerimiz bütün fıkıh kitaplannda kadının erkek üzerindeki hakları sayılırken açıklanan konulardan sadece birkaç örnektir. Sonra bunlar birer tavsiye niteliğinde değil, yaptırımı olan kanûni haklardır. Karadeniz`de, Anadolu`da. şurada-buradâ kadınlar çalıştırılıyor ve ancak erkeğin yapabileceği zor işler altında eziliyorlarsa, bunun suçu İslam`ın değil, Islâmı onların hayatından uzaklaştıranların olsa gerektir.,

    Bir seçim sözkonusu olduğunda kadının seçme hakkının bulunduğunu çoğu Islâm bilginleri söylemişlerdir. Çünkü onların böyle bir hakkının olmadığına dair hiçbir delil yoktur. Kaldı ki seçme, "bey"at"tan ibarettir. Halbuki, Peygamberimiz kadınlardan da bey`at almıştır. (bk. Kur`ân-ı Kerîm 60/12 âyeti ve tefsirleri.) Hz. Ömer`den sonra seçilecek halife için, evlenmemiş genç kızlar dahil, herkesten fikir alınmıştır.(bk. Muhammed Hamîdullah, Islâm Müesseselerine Giriş Ist.1981, s. 112 (Ibn Kesîr`den nakil))

    Nihayet kadın öldüğünde kefeni de kocasına aittir. (Özet olarak sunduğumuz bu maddelerin daha geniş bir açıklaması için bk. Ibn Âbidîn, Reddü`l-muhtâr, Mısır 1380 (1960) NI/571 vd. Ayrıca bütün fıkıh kitaplarının nafaka bölümleri ve özellikle Serahsî, Mebsût V/180 vd.)

    Görüldüğü gibi kadın geçim konusunda hiçbir derdi ve endişesi olmayan, yani alabildiğine sosyal güvenliği bulunan bir insandır. Ve bütün bunlar bir anlaşmazlık sözkonusu olduğunda mahkeme kararı ile belirlenecek olan kanunî haklardır. Yoksa Islâm`da karı-koca birbirinden devamlı hak koparmak için çekişip duran iki düşman kutup değildirler. Birbirlerini tamamlayan, birbirlerine yardım eden, destek olan, huzur ve moral kaynağı oluşturan, bir bütünün iki yarım parçasıdırlar. Tıpkı Peygamberimiz`in ev işlerine yardım etmesi, Hz. Ali ile eşi Fatıma arasında iş bölümü yapması gibi.
  • 608 syf.
    ·Beğendi·8/10·
    Illuminae'yi okumaya başladığımda yabancı kelimeler kafamı karıştırdı, isimlerin farklılığı ve çokluğu sinirimi bozdu ama pes etmeden okumaya devam ettim. İlerleyen sayfaları öyle hızlı çevirdim ki nasıl bittiğini fark etmedim bile.

    Yine ve yine okuduğum diğer tüm distopik kitaplarda olduğu gibi bunda da aşk vardı ama itiraf ediyorum, aşkın kurguya katılış şekli güzeldi. Küçük bir tavsiye, bence Gemina'yı almadan bu kitabın sonunu getirmeyin.
  • 320 syf.
    ·10 günde·Beğendi·9/10
    Öncelikle bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum.Kitap akıcı bir dille ve teknik detaylara boğulmadan yazılmış.Ekonomi ve siyaset tarihi hakkında yeterince bilgiye sahip olmadığınızı düşünseniz bile rahatlıkla okuyabilirsiniz.
    --ÖZET--
    Kitabın yazarı John Perkins eski bir ekonomik tetikçi.Kitapta anlattığı şekliyle ekonomik tetikçilerin görevi kapital düzene adapte olmamış ülkelere sanayi,yol,teknoloji götürme vaadiyle ikna edip uluslararası bankalardan asla ödeyemeyecekleri şekilde kredi almalarını sağlamak.Hem kapital düzenin yayılmasını sağlayarak özel sektörün büyüme yüzdesini artırıyorlar hem de verdikleri borçları kullanarak ülkelerden imtiyazlar istiyorlar.Irak,İran,Suudi arabistan,Ekvador,Venezuela gibi ülkelerden petrolle bağlantılı imtiyazlar istenirken; Panama, kanalından dolayı ön plana çıkıyor.Çarkın içine çekilen ülkeler dışarıdan gelişiyor gibi gösterilsede gün geçtikçe halk fakirleşiyor ve kültürleri yavaş yavaş yok ediliyor.Abd nin kurduğu bu düzene karşı çıkan Omar torrijos,Hugo chavez,Musaddık,Roldos Aguilera gibi isimlerin ne tür komplolarla devrildiklerini ya da suikaste kurban gittiklerini de ayrıca görüyoruz.
    --ÖZET--
    --Yorum--
    Ülkemiz adına bu kitaptan alınması gereken dersler var.Türkiyenin katma değer üretecek milli projelerden vazgeçip betonlaşma ve borçlanma üzerine kurulu bir ekonomik plan yapması nasıl bir tehlike içine girdiğimizi gösteriyor.Hala daha günümüzde tartışılan çeşitli projelerin kimin yararına olabileceği düşünülmeli ve tartışılmalı.Kitapta anlatıldığı gibi yapılması düşünülen projeler için oluşturulan tahmin raporlarının bilerek şişirildiği unutulmamalıdır.
    Eli bu kadar kanlanmış emperyalist devletlere karşı durabilmenin yolunun toplum olarak okuma oranlarımızı geliştirmekten ve üreten nesiller yetiştirmekten geçtiğini düşünüyorum.
    --Yorum--
  • "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı iyi davrananınızdır. Ben, aileme karşı en iyi davrananınızım. Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı iyi davrananlardır." (Tirmizî, İman 6; Ahmed, 6/47,99)

    "Kadınlara karşı hep hayır tavsiye edin. Zira onlar sizin yanınızda birer emanettir." (Tirmizî, Radâ' 11; İbn Mace, Nikah 4 ; Ahmed, 5/72-73; Nesâî, 'Işretü'n-Nisâ, s, 167)

    "Eşlerinize yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin, sakın onları dövmeyin ve onları incitecek çirkin sözler söylemeyin." (Ebû Davûd, Nikah 40-41)

    "Kadınları, ancak kötüleriniz döver." (İbn Sa'd, 8/204)