Kız çocuk ise daha bebekliğinden başlayarak anneyle olan her anını aynı zamanda –anne olma tahayyülü içinde– yaşar. Kızların erken olgunlaşması da, bu durumda doğaldır. Çünkü o hiç salt bebek olmamıştır, o yaşam verecek ve onu süreğen kılacak kişiliğin alıştırmasını yapan bir bebek-annedir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kızların aldığı evcimen eğitim, onları dış dünyayla iletişim kurma konusunda deneyimsiz kılar. Evdeki işbölümünde o mutfak işlerine yardım ederken; erkek çocuk alışverişe, yani dış dünyaya gönderilir. Yumuşaklığı ve sevimliliği ile avunma sunması, kötü zamanlarda etrafı neşelendirmesi, sevgisini her zaman dile getirmesi beklenen kız çocuk, ağırlıklı olarak aile içi sosyal ilişkilerin dinamizmi konusunda eğitim alır. O bir sosyal oyunbazdır ve babasından neyi, ne zaman, gururunu ne şekilde okşayarak alacağını bilir. Bir zamanlama ve cilve ustasıdır, talepleri doğrudan değil, gönül alarak dile gelir. Sanki Haldun Taner’in söz ettiği evlilik için yetiştirmektedir kendini. “Evlilik, keman, piyano sonatına benzer. Mutlu olmak için kadın tıpkı piyano gibi nerede ön plana çıkacak, nerede arka planda kalacak çok iyi bilmelidir.”
Dowling, modern dünyada barınmakla ilgili sorunlar yaşayan kadınların geri çekilme arzusunun dışında, başka bir şeyden, altta hüküm süren yargılardan söz eder. Derinlerde bir yerde kocasının sırf bir erkek olduğu için ondan daha fazla çalışması ve riske atılması gerektiğine inanmaktadır. Erkeği aşırı yüceltmek, sorumluluktan kaçmanın ussallaştırılmış bir yöntemidir. Güçlü olan zayıfa bakmalı, gözetip kollamalıdır ve çeşitli yollardan himayesi istenene aksi takdirde yaşayamayacağını anlatır. Annelik rolü verilen erkek, süt çocuğunu bırakmayacaktır. Böylece kadın kendine bir güvenlik alanı yaratarak diğer kadınların rekabetinden kurtulur. Pasifliği, çoğu kez erkek üzerinde iktidar kurmasını sağlayan bir araçtır. Sık sık “sana muhtacım” mesajı vererek, hem erkeğin gururunu okşamakta, hem de gidişini imkânsız kılmaktadır. Bazıları ise kocasının annesi olmayı seçer. Koca en basit gündelik işleri, örneğin kravatını seçmeyi bile tek başına başaramaz. Günlük yaşam beceriksizliğiyle birlikte ihtiyaç da yaratılmış bir şey olarak hükmünü sürdürür. Bağımlılık ilişkisi, binlerce yıllık birikimini kullanarak bir kez daha karşılıklı kılınmıştır.
Bugünkü gençlerin jargonunda “Bir elektriklenme oldu aramızda,” denilen şeyin adı onlarda sevmek oluyor ve “Yemeğe çıkalım” demek yerine de imamın karşısına çıkmak üzere anlaşıyorlar. Değil mi ki insan avlanırken hızlı karar verir, durup uzun uzadıya avını incelemez ya da onunla konuşmaya gerek duymaz...