Tabiat filosoflarının «Mukadderat» dediklerine boyun eğmektense eski tanrı inancına saygı göstermek bile daha iyidir; çünkü ikincisinde hiç değilse, —eğer kendilerine saygı gösterecek olursak— tanrıların dualarımızı kabûl edecekleri ümidi vardır, halbuki mukadderat, yolundan şaşmaz zorunluluktan başka bir şey değildir.
Her şeyin başında en büyük zenginliğimize olan ölçülülük gelir. Onun için de bu, felsefeden bile daha değerlidir, çünkü bütün öteki erdemlerin kaynağı odur; akıllı, namuslu ve doğru yaşamadıkça mutlu olmanın, mutlu olmadıkça da akıllı, namuslu ve doğru yaşamanın imkânsız olduğunu da bize o öğretir. Sahiden, erdemler mutlu bir hayata sımsıkı bağlıdırlar ve birini ötekinden ayırmak mümkün değildir.
Mutlu bir hayatı meydana getiren ne ardı arası kesilmiyen içki âlemleri, ne güzel çocukların ve kadınların verecekleri zevk, ne de zengin bir sofranın sunabileceği nefis balıklar ve başka yemeklerdir; bunu sadece, istenmesi ya da kaçınılmaz gerekenlerin nedenini ta derinliğine kadar inceliyen ve ruhu bir kasırga gibi sarsan boş hayalleri koğan uyanık akıl sağlar.