"Zaman zaman gökyüzünde gördüğümüz şu küçük şeylerden milyonlarcası." "Sinekler mi?" "Hayır, şu parlayan küçük şeyler." "Arılar mı?" "Hayır. Tembel insanlara boş hayaller kurduran küçük, altın sarısı şeyler. Ben meselelerin sonuçlarıyla ilgilenirim. Boş hayallere ayıracak zamanım yok." "Ha! Yıldızlar demek istiyorsun."
Sayfa 62 - Pars Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Şhevek sistemlerini eleştiriyor!
Sanırım şunu bir görevi reddettiğimizi söylemeye utandığımızı; toplumsal vicdanın bireysel vicdanda bir tür denge tutturmak yerine ona tümüyle egemen olduğunu söylemeye çalışıyorum. Biz işbirliği yapmıyoruz biz emre uyuyoruz. Dışlanmaktan, tembel, işlevsiz, bencil diye adlandırılmaktan korkuyoruz. Komşumuzun düşüncesinden, kendi seçim özgürlüğümüze saygı gösterdiğimizden daha fazla korkuyoruz. .. hele bir dene çizgiyi aşmayı dene, yalnızca hayalinde, sonra da neler hissettiğine bak. işte o zaman Tirinin ne olduğunu, neden çöküp yitik bir ruh olduğunu anlarsın. Bir suçlu o! Suçu yarattık,tıpkı mülkiyetçiler gibi. Bir insanı kendi onay alanımız dışına çıkmaya zorluyoruz, sonra da onu bu nedenle suçluyoruz. Yasalar yaptık, geleneksel davranış yasaları, tüm çevremize duvarlar ördük ve bunları göremiyoruz. Çünkü düşüncemizin bir parçası onlar. Tir bunu hiçbir zaman yapmadı. On yaşından beri tanıyorum onu. Hiç yapmadı, hiç duvar örmedi. O doğuştan isyancıydı. Doğuştan Odocu'ydu gerçek bir Odocu.! Özgür bir insandı, ama diğerleri biz kardeşleri ise onu ilk özgür eylemi nedeniyle cezalandırıp delirttik. "
Sayfa 280 - metis·Kitabı okudu
Reklam
Tüm semtte günahın hovarda ve tembel enerjisi dolaşır durur; evler, dükkânlar, insanlar, buranın ateşli bedenindeki ürpertiden, sıtmalı düşlerinin diken diken olan derisinden ibaretlermiş gibi gelir insana bazen. Burada olduğu kadar hiçbir yerde, olasılıkların tehdidini hissetmez, doymaya bu kadar yakın olduğumuz için sarsılmaz, gerçekleşmenin o haz veren korkunçluğu karşısında güçten düşüp sararmayız. İşte hepsi bu.
Sayfa 83
İfade, somut nesnelerden kaçarak somut bir nesne yaratmaktır! Kim bilir kaç tembel adam bugüne kadar kendi gerçeğini "hayal gücü" tabirinin arkasına saklanarak kabul ettirmiştir? Kim bilir kaç kere bedeni olduğu yerde bırakarak ruhun sınırsız gerçekliğine yaklaşmak uğruna, sağlıksız bir yöne sapma eğilimini hayal gücü diye adlandırıp güzelleme yapmaya çalışmışlardır? Başkalarının bedensel acılarını insanın kendi ıstırabı gibi hissetmesi adını da alan, hayal gücünün bu duygusal yönü sayesinde kim bilir kaç insan kendi bedensel acılarından kaçtı? Ve yine, manevi acı gibi ölçülmesi oldukça güç hisleri hayal gücü ne kadar basitçe yüceleştirmiştir? Bu tarz bir hayal gücü haddini aşarak bir sanatçının ifade tarzı ve bahsedilen suç ortaklığı ilişkisiyle birleştiğinde, ortaya çıkan ve edebî eser adı verilen bir "nesne" kurgusal olarak var olmaya zorlanmıştır; böyle çok sayıda "nesne"nin müdahalesi de o anda tam tersine gerçekliği bozup yeniden düzenlemesiyle oluşur. Bunun neticesinde insanlar, sadece gölgeyle temasa girerken kendi bedensel ıstıraplarından uzaklaşabilir.
Sayfa 33 - Can·Kitabı okuyor
Edebiyat
Olga kurnazca bir eda ile: — Tembel mi? dedi Olur mu hiç? Bir erkek nasıl tembel olur, anlayamıyorum. Oblomov kendi kendine, "Bunda anlaşılmayacak ne var?" dedi. "Pekâlâ oluyor işte!..
Alıntı
Reklam
Reklam