• Aradığım bir kitap var “Resimlerle Düşünmek”(temple grandin) bulamıyorum yardımcı olabilir misiniz
  • Resimlerle dünyayı kodlayabilen bir kişi, Amerikalı hayvan bilimi uzmanı, profesör, yazar, otizm aktivisti Temple Grandin. Görsel hafızası sayesinde dünyayı resimlerle anlamlandıran bu insan üstün zekalı bir birey değil, bir otizmli. Hem de bu tanıyı 1950'lerde falan almış. O zamanlar "otizm" denilince akla gelenleri tahmin bile edemiyorum.

    Halen çoğu insan "otizm" denilince konuşamayan, sürekli sallanan, bağıran, ulaşılmaz, insanlardan kopmuş bir çocuk resmi çizerler.( Neden hep bir çocuk akla gelir onu da anlamam. Bu çocuklar hiç büyümeden dünyadan buharlaşıp yok mu oluyorlar? ) Ya da 'Rain Man' deki gibi tuhaf davranışları olan, hesaplama, çizim, hafıza gibi konularda esrarengiz yetenekler sergileyen otizmlileri düşünürüz. Bunlar yanlış bilgiler değildir fakat kişi ehliyetini yitirmemiş ( özellikle belli bir zekaya, anlayış ve eğitime sahiplerse ), başarılı yaşamlar sürdürebilen, özel bir tür kavrayış ve anlayışa sahip bireylerin de olduğu yadsınamaz bir gerçektir.

    Kendisi de otizmli bir birey olan Grandin’e göre, insanlığı bugüne taşıyan bir çok buluş otistik beyinler sayesinde gerçekleşti. Einstein, Mozart, Tesla gibi isimlerin ortak bir özelliği, otistik bir beyne sahip olmalarıydı. Bu düşüncesini şu sözlerle ifade ediyor:
    “Otizm olmasaydı, insanlar bugün hala mağaralarda ateş etrafında oturuyor olurdu... Otizm olmasa ne Silikon Vadisi kalır, ne de enerji sorununa çözüm bulunabilirdi."

    Bir yerde okumuştum , giderek artan otizmli sayısının verileri ele alınarak ilerde belki de insanların çoğunluğunun otizmli, bizlerin ise azınlıkta kalabileceği yazıyordu. Yani otizmli olmayanların "anormal" sayılacağı bir dünya... Kim bilir?...

    Eğer otizmli olan bir bireyin iç dünyasını merak ediyorsanız bu kitabı mutlaka okuyun ! Artık basımı olmadığı için bir tek şurada buldum: https://www.scribd.com/...İcerden-Anlatımı

    Yok filmini izleyim derseniz sayın kitap yazarımızla aynı isimli bir de filmi var: http://unutulmazfilmler.co/temple-grandin.html

    Keyifli okumalar, izlemeler diliyorum...
  • İstanbul'a yakın Karadeniz 'e kıyısı olan Podima köyünde ,yalnız yaşayan ,kitaplarla barışık bir hayat süren Ahmet'in rutin hayatı ;evine temizlik ,ütü,bulaşık vs gelen Hatice Hanım'ın telefonuyla koylerindeki cinayeti haber vermesi ve bu cinayeti merak eden genç gazetecinin kapılarını çalmasiyla birden bire değişecektir ...Ahmet düzen takıntısı olan öyle ki hava durumuna göre kıyafet seçiminde bulunan,fiziksel temastan kesinlikle hoslanmayan,sosyal ve duygusal açıdan kendisini izole etmiş birisi ...


    Genç gazeteci olayı araştırmak için Ahmet'in evine gelip gitmeye başlar ...Birdenbire fazla merakından olsa gerek cinayeti değil de Ahmet'in ikiz kardeşi Mehmet'in hikayesini dinlerken bulur kendisini ...Kitap cinayetten çok Mehmet'in hikayesi üzerine kurulu.Mehmet de karasevdaya tutulmuş ,kavuşma ihtimali mümkün olmayan ,isim benzerliginden sebepsiz yere zindanlara mahkum edilmiş elektrik mühendisi ...


    Yazarın daha önce okuduğum "Serenad"kitabı gayet güzeldi ..Kardeşimin Hikayesi'nde yazar gecmis ile gelecekteki iki ayrı olayı birbirine harmanlayarak farklı bir konsept oluşturarak biz okurlarina sunmuş .Kitabın dili gayet akıcı tek solukta okuyabileceginiz sevebileceginiz bir kitap..Ama nedense kitap bittiğinde
    "tatmin olamamislik"gibi bir duygu oluşturdu bende ...Kitapta konusu geçen cinayet Mehmet'in hikayesini dinleme niyetine cerezlik gibiydi ...Kitabın konusu aşk hikayesinden çok kendini arayan bir adamın hikayesiydi.Ayrıca kitapta geçen Ludmilla ile Olga arasındaki ilişki çok eğreti kalmış ...Kitap sonucu itibariyle evet şaşırıyorsunuz ama karakterlerin içinin doldurulması gerekiyor kanaatini taşıdım . Yere göğe sigdirilamayan Mehmet'le Olga'nin aşkını nedense hissedemedim ...

    Kitapta olayların sonucunun "dava raporu"gibi sunulması olayın gercekciligini pekistirmesi adına etkili bir yöntem olmuş .Ayrıca Ahmet'in evini bir kütüphane gibi tasarlamasi;Aşk odası ,Cinayet odası gibi kitaplardaki kahramanlarla hemhal olması hoşuma gitti açıkçası düşünsenize öyle bir eviniz odalariniz olduğunu...

    Kitabı bitirdikten sonra arkadaşımin tavsiyesi otistikler üzerine "Temple Grandin "filmini izleyebilirsiniz.Henüz izlemedim ama listeme ekledim .Hani kitapta "Sevgili"var ya onun mucidi Temple Grandin ...

    Okuyan insan,dünyanın sırtına aklını yaslar bu cümle de mest etti beni ...

    Keyifli okumalar...
  • “Otizm olmasaydı, insanlar bugün hâlâ mağaralarda ateş etrafında oturuyor olurdu. Otizm olmasa ne Silikon Vadisi kalır, ne de enerji sorununa çözüm bulunabilir."
    Bu sözleri söyleyen Amerikalı hayvan bilimi uzmanı, profesör, yazar, otizm aktivisti Temple Grandin. Kendisi de otistik bir birey olan Grandin’e göre, insanlığı bugüne taşıyan bir çok buluş otistik beyinler sayesinde gerçekleşti. Einstein, Mozart, Tesla gibi isimlerin ortak bir özelliği, otistik bir beyne sahip olmalarıydı.
  • Otizmin en derin gizemlerinden biri otistik özellikler gösteren çoğu bireyin, sözel becerileri çok zayıfken, görsel ve uzamsal becerilerde üstünlük göstermeleridir.
    Temple Grandin
    Sayfa 15 - sistem yayıncılık
  • Eğer ki parmaklarımı şaklatıp otizmden kurtulabilecek olsam, bunu yapmazdım: çünkü o zaman kendim olmazdım. Otizm kişiliğimin bir parçasıdır.
    Temple Grandin
    Sayfa 14 - sistem yayıncılık
  • Kitabın kahramanı, Amerikalı hayvan bilimi uzmanı ve Colorado Devlet Üniversitesi'nde profesör, yazar, otizm aktivisti ve hayvancılık sektöründe hayvan davranışları alanında danışmanlık yapmış, hug box ("sarılma kutusu") ismi verilen, otistik çocukları sakinleştirmek için kullanılan bir cihaz geliştiren Temple Grandin’dir. Kitabın yazarı da yine kendisidir. Gerçek bir kişilikten esinlenilerek yazılan bu kitap; çevresiyle iletişim kurmakta güçlük çeken, dünyayı farklı bir biçimde, dille değil, görüntülerin diliyle algılayan otizmli Grandin’in yaşam karşısındaki başarısını anlatır. Kitap ön sözüyle birlikte zaten okuru etkisi altına almayı başarıyor. Temple Grandin, konuşulan ve yazılan sözcükleri beyninin içinde bir videokaset gibi döndüren, yani müthiş bir görsel zekâya sahiptir. Çocukluğundan itibaren yetişkinlik evresine kadar geçirdiği zorlukları ve bu zorlukları atlatmasında destekleyici olan insanları anlatan Grandin, aslında kendisine en büyük iyiliği otizmi kabullenmekle etmiştir. Grandin'in elde ettiği başarılar otizmli ve engelli bireylere sahip aileler için bir umut ve ilham verici olacaktır. Makale tarzında ele alınan kitap, otizmli bireylere sahip her ailenin ve her öğretmenin okuması gerekmektedir. Otizm hakkında -Grandin'in hayatı üzerinden somutlaştırarak- çok önemli ve yarar sağlayacak bilgiler vermektedir. Her sayfasından alacağınız notlar bulunmaktadır. Ayrıca kitap otizm üzerine şekillenmiş olabilir ama diğer özel gereksinime ihtiyaç duyan bireyler için de yarar sağlayacaktır. Özel çocuklara karşı olan bakış açınızı mutlaka değiştirecektir. Kitaptan çıkardığım en önemli sonuç ise şudur:
    Özel eğitime gereksinim duyan çocuklara gerek eğitsel gerekse tıbbi olarak konulan tanılama, bizler için bir etiketlemeden öteye gidemiyor. Çocukları etiketliyoruz. Bu bireyin yetersizliğine, engeline ve sınırlılığı üzerinde durmasına ve bireyin yapamadıkları üzerine odaklanmasına, çocukla ilgili önyargıların ve düşük beklentilerin oluşmasına, arkadaşları ve akranları tarafından reddedilme ve damgalanıp alay konusu olmasına neden olmaktadır. Yani kısacası çocuğun yetersizliklerine odaklandırdığı için bizi, yapabileceklerini, yeterli olduğu durumları göz önünde bulundurmuyoruz.
    Yetersizliklerine değil, yeterliliklerine yani yapabilecekleri becerilere odaklanmalı ve bu yönde programlar geliştirip yol kat etmeliyiz.