Görünüşte en uygar milletler bile, henüz hayatlarını barış ve huzur içinde geçirmek için yüksek bir uygarlık düzeyine erişememişlerdir. İnsanlığın yaratılışında var olan kin, intikam ve vahşet, azgın deniz dalgalarının alçak yerlere saldırması gibi, insanlar arasında da başkalarının haklarına karşı saldırılar halinde sürüyor.
Herkes birşeyler yapılması gerektiğini biliyordu ama kimse bir şey yapmıyordu.
Milyonlarca insan, bir halkın tamamı;
bedenen, ruhên, manen, ahlakên çöküyordu ve kimse bu kokuşmuşluğu görmek istemiyordu.
Hayattaki aşırı düzensizliğin başlıca nedenlerinden birisi herkesin hayatta iyi bir düzen kurmaya çalışması, fakat hiç kimsenin hayatın kendisini düzene sokmak istememesidir.
Eğer gençliğin ruhunu tarım yapılmayan bir tarla gibi kendi haline bırakırsanız, orada yabani otlar ve dikenler biter. Anne ve babalar da çocuklarının kalplerini ve beyinlerini işlemeden kendi hallerine bırakırlarsa, orada da istenmeyen huy ve davranışlar baş gösterir.