"Yapabileceğin tek şey var Galip," diye seslendim. "O da oturup sessizce acı çekmek. Bütün gerçek aşıklar gibi."
...
Anlamamış gibi baktı, "Göğsünün ortasında hissedeceğin bir acıdan bahsediyorum Galip," dedim. "Bütün kaderini bir insana bağlamanın kederinden bahsediyordum. Kansız bir acıdan bahsediyordum. Ruhunun kanayışından bahsediyordum. İlla kanlı bir acı olması gerekiyorsa tabii."
Yıkılmak için dizilen domino taşları gibiyiz. Biri gelir sana çarpar, seni yıkar ama onu da başka biri yıkmıştır. Biraz tepeden, soğukkanlı bir zaviyeden bakınca göze hoş gelen bir görüntü aslında. Kendi felaketinden bile zevk alabilirsin böylece. O felakette seni diğer insanlara bağlayan şeyi görürsün çünkü. Bu durumda herkes suçlu olduğuna göre hiç kimsenin suçlu olamayacağını anlarsın. Herkes birbirini yıkar. İnsana kim vurduya gitmek yakışır.
Acısını unutmak için kendini işe adamış insan tipi çok sevilir. Çünkü hepimiz, acısını unutmak için ya da unutturduğu için, kendimizi bir şeylere adamışız.