Tevhid Davetçisi

Tevhid Davetçisi
@tevhid1_
Kim tağutu inkâr edip Allah'a iman ederse, kopması mümkün olmayan en sağlam kulpa yapışmıştır. (Bakara, 2/256)
يا رسول الله، لو كنتُ في زمانك، لما كان مهماً ما أكون؛ لكنتُ حبة رملٍ تلمسُ خطاك، أو ذرة غبارٍ على عتبة بابك، أو شيئاً يسمعُ صدى صوتك، فلا شيء بعد ذلك يهم، يكفيني أن أكون في رحابك. ولكننا الآن، في ضجيج هذا الزمن، أصبحنا بدونك، كالأيتام في وحشة الغربة، نغرق في الحزن. الطرقُ بعيدة، والقلوب أضناها الشوق، وثقلُ البُعد يكسر أرواحنا. فيا حبيبي، هل يا تُرى سأكون يوماً هناك؟ هل سأشهدُ شروق الفجر على أرضك الطاهرة؟ وهل سأجد السكينة، وأتخلص من هذا الحزن؟ Ey Allah’ın Resulü, senin yaşadığın zamanda olsaydım, Ne olduğumun bir önemi kalmazdı; Sana değen o kum tanesi, Kapının eşiğinde bir toz zerresi, Mübarek sesini duyan bir eşya olsaydım, Gerisi hiç mühim değil, yeter ki eşiğinde kalsaydım. Lakin şimdi, bu devrin gürültüsünde onsuz kaldık, Bir yetim gibi, kimsesiz ve yalnızız. Yollar uzak, gönüller hüzne boğuldu, Sensizliğin ağırlığı çöküyor omuzlarımıza. Söyle ey Sevgili, bir gün acaba ben de, O mübarek topraklarında, bir gün doğumunda bulunabilecek miyim? O huzura erip, bu hüzünden kurtulabilecek miyim?
Reklam
Avf b. Haris, Aişe (radiyallahu anha) annemizin kendisine şöyle dediğini haber veriyor. Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bana şöyle dedi: "Ey Aişe! Günahları küçümsemekten sakın. Zira Allah adına onların (her birinin) bir takipçisi vardır. | İbn Mace (Zühd, 29), Ahmed b. Hanbel ,Kitabu'z Zühd
"Dürüst ve emanet ehli" İbn Akîl رحمه الله anlatıyor: "Hac yolculuğum sırasında, kırmızı bir ipe dizilmiş inci bir gerdanlık buldum. Bir süre sonra, onu kaybeden âmâ bir ihtiyarın gerdanlığı aradığını ve bulan kimseye yüz dinar vereceğini öğrendim. Gerdanlığı kendisine teslim ettim. Bana ödül olarak yüz dinar vermek istedi; fakat kabul etmedim. Daha sonra Şam'a gittim, Kudüs'ü ziyaret ettim ve Bağdat'a doğru yola çıktım. Yol üzerinde Halep'te bir mescide uğradım. Aç ve üşümüş bir haldeydim. Cemaat beni imamlığa geçirdi; onlara namaz kıldırdım. Ardından bana yemek ikram ettiler. Ramazan ayının başıydı. Bana: "İmamımız vefat etti, bu ay bize sen imamlık yap" dediler. Ben de kabul ettim. Bir müddet sonra: "İmamımızın bir kızı var." diyerek beni onunla evlendirdiler. Eşimle bir yıl kadar yaşadım ve bir erkek çocuğumuz oldu. Ancak eşim, doğumdan sonra hastalandı. Bir gün hastalığı sırasında boynunda, yıllar önce bulup sahibine teslim ettiğim o inci gerdanlığı, aynı kırmızı ipiyle birlikte gördüm. Hayret ederek: "Bu gerdanlığın bir hikâyesi var." dedim ve başımdan geçenleri anlattım. Bunun üzerine ağladı ve şöyle dedi: Vallahi, o gerdanlığı babama teslim eden kişi sensin! Babam, o olaydan sonra sık sık: "Allah'ım! Kızıma, bu gerdanlığı bana geri veren dürüst ve emanet ehli kimse gibi bir eş nasip et." diye dua ederdi. Allah da onun duasını kabul etti. Daha sonra eşim vefat etti. Gerdanlık bana kaldı; ardından Bağdat'a döndüm." [İmam Zehebî | Siyer-i A'lâmi'n-Nübelâ]
من الحرمان أن يمضي الليل بساعاته ودقائقه بدون حسنات تسجل في صحيفة أعمالك، خصص لك وقت في كل ليلة (وإن قل) تتقرب فيه إلى الله.. Amel defterine kaydedilecek hiçbir hasene olmadan gecenin saatlerinin ve dakikalarının geçip gitmesi bir mahrumiyettir. Her gece —az da olsa— Allah’a yaklaşacağın bir vakit ayır.
Ömer ibnu'l Hattab şöyle demiştir: "Nefisleriniz hesaba çekilmeden önce onları hesaba çekiniz. Çünkü bu diğerine göre daha kolaydır. Nefislerinizi tartılmadan evvel tartınız. O en büyük arz ediliş için hazırlık yapın: "O gün hesap için huzura alınırsınız da orada hiçbir sırrınız gizli kalmaz."(Hakka,18) Yahya b. el-Muhtar'dan: Hasan el-Basri şöyle demiştir: "Şüphesiz ki mümin kimse nefsine hakim olup onu kontrol edendir. Nefsini Allah Azze ve Celle için hesaba çekendir. Kıyamet günü kendilerine hesabın hafifletileceği kimseler sadece nefislerini dünyada hesaba çekenlerdir. Kıyamet günü kendilerine hesabın ağırlaşacağı kimseler ise ancak nefislerini dünyada hesaba çekmeyenlerdir. Mümin kimse hoşu na giden bir şeyle aniden karşılaşınca şöyle der: "Vallahi ben seni arzuluyorum ve sana da ihtiyaç duyuyorum. Lakin vallahi benim seninle bir ilgim yoktur. Heyhât! Seninle benim aramdaki mesafe ne kadarda uzaktır ve aramızda engel bulunmaktadır." Ondan kazara kendisine bir şey isabet edince de hemen kendine döner ve şöyle der: "Ben bunu yapmak istememiştim, bununla benim bir işim olamaz. Vallahi ben bunu bir daha Allah'ın izniyle asla yapmayacağım. Muhakkak ki müminler Kur'an'ın bağladığı bir topluluktur ve o, onlarla kendilerini helak edecek şeyin arasına girmiştir. Şüphesiz ki mü'min dünyada köleliğinden azad olabilmek için gayret eden bir esirdir ve o Allah ile buluşuncaya kadar emin olmayacaktır. Bilmektedir ki kulağından, gözünden, dilinden, azalarından ve tüm her şeyinden hesaba çekilecektir. | İbn Ebi Şeybe 13/503
Reklam