Müslümanların üzerine vacip olan şeylerden bir tanesi de, içlerinden en hayırlı, din ve fazilet sahibi ve Allah'ı en iyi tanıyanları imamlığa geçirmeleridir ki, onlar Allah'tan korkar ve gözetirler. Hadis: "Bir adam bir kavme imamlık yapar da, arkasında ondan daha faziletli biri varsa onlar zillet içinde kalmaya devam ederler" Bir hadiste şöyledir: "Din işlerinizi fakihlerinize, imamlığı da kurralarınıza bırakın." Manası şudur: Fakihler ve kurralar din ve fazilet sahibidir. Allah'ı bilir, tanır ve O'ndan korkarlar. Onlar ki kendi namazlarına da, onlara tabi olanların namazlarına da itina gösterirler. Namazlarını kötü kıldıkları takdirde kendilerinin ve onlara tabi olanların günahını yüklenmekten sakınırlar. Kurra'nın manası, sadece Kur'an'ın lafzını ezberlemek değildir. Amel etmeyen, dinini önemsemeyen, Kur'an'ın sınırlarını ve Allah'ın kendilerine farz kıldıklarını gözetmeyecek olanlar da onu ezberleyebilir. Konuyla ilgili şu hadis vardır: "Insanlar içerisinde bu Kur'an'ı en çok hakeden, okuyor olmasa dahi onunla amel edenlerdir." insanların imamlığa sadece, Allah'ı en iyi bilenleri ve ondan en çok korkanları geçirmesi gerekir. Bu onlara lazım ve vaciptir. Namazlarına yakışan budur. Eğer bunu terk ederlerse alçalmaya, gerilemeye, dinlerinde eksilmeye devam ederler ve Allah'tan, O'nun rızasından ve cennetinden uzaklaşırlar. Dinlerine, namazlarına itina gösteren, en hayırlılarını öne geçiren, bu hususta Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)'in sünnetine tabi olan ve bununla Rableri (azze ve celle)'ye yakınlaşmayı talep edenlere Allah rahmet etsin.