Osmanlı saltanatı son bürokrat iken , bürokrasi bile tam Arap yahut yarı Arap'tır. Türkleşmiş hiçbir Arap görmedikten başka Araplaşmamış Türk'e az rast geliyordum.
Kamame Kilisesi'nin Hristiyan milletler arasında bölünmüş olduğunu bilirsiniz. İçerisinin her parçası ve kilisenin her hizmeti bir başka cemaatindir. Bu cemaatler yalnız anahtarı pay edememişlerdir. Anahtar bir hocada durur . Bütün bu kıtalarda biz işte bu hocanın görevini yapıyoruz. Ticaret, kültür, çiftlik, endüstri, binalar her şey Arapların ve başka devletlerin... Yalnız jandarma bizim idi; jandarma bile değil. jandarmanın esvabı.
Çıplak İsa , Nasıra'da marangoz çırağı idi; Zeytindağı'nın üstünden geçtiği zaman , altında , kendi malı bir eşeği vardı. Biz Kudüs'te kirada orturuyoruz. Halep'ten bu tarafa geçemeyen şey yalnız Türk kağıdı değil, ne Türkçe ne de Türk geçiyor.
Floransa ne kadar bizden değilse Kudüs'te o kadar bizim değildi. Sokaklarda turistler gibi dolaşıyoruz.
Bir disiplin kadrosu içinde anonim kalmak Türk gençlerinin hoşuna gitmez. Meşrutiyet gençliği gibi Cumhuriyet gençliğinin de başlıca eksiği budur. Her gün aramızdan iltimaslıların ayrıldığını görüyorduk. Sivil vazifeler daha cazibeli idi.
İltimas hepimizin şevkini kırdı.