Ülkede aradıkları hürriyet ortamını bulamayan İttihatçıların ilk durağı Paris'te çıkan Meşveret gazetesi oluyordu. Gazete kısa sürede etki alanını genisletince Abdülhamid doğrudan Fransa Devleti nezdinde girişimlerde bulunarak gazetenin gelişimini engellemeye çalışacakti .
Ahmed Rıza, çok fazla okuyup çok fazla yazarak ya da akademik üretimle hürriyete giden yoldaki karizmatik liderliğe ulaşılamayacağının en büyük kanıtıdır. Bu yolda başarıyı getirenler şüphesiz iki tıp doktoru; Dr. Nazım ve Dr.Bahaeddin Şakir olacaktı.
Arkadaşları Meşrutiyet'in yeniden ilanı dışında hiçbir teklifi kabul etmeyeceklerini bildirmesini istemişlerdi. Görüşmeden döndüğünde bambaşka bir karaktere dönüşen Mizancı Murad, kendilerinin hürriyetçi yayınlar yaptıkça Türkiye' de çok sayıda gencin menfalarda çürüyeceği gibi birtakım sözler ettikten sonra kısa sürede memlekete döneceğini söylemişti.
Ahmed Rıza Bey, Abdülhamid'in Paris ve Belçika'da gazete çıkarmayı engelleyen darbelerinden ötürü asla ümitsizliğe kapılmamış, hürriyete kavuşana kadar daha sıkı çalışmaya başlamıştı.
İstanbul, Cemiyetin adının İttihad-i İslam olmasını isterken Ahmed Rıza, tüm Osmanlının çıkarları için hizmet edeceğinden İttihad ve Terakki ismini benimsiyordu.