"Ekselansları, ben senin her şeyini anlıyorum. Cesaretin, umutsuzluğun; nezaketin, acın; öfken, nefretin;zekan, aptallığın. Eğer yapabilseydim, beni basamak taşı, geçtikten sonra yıktığın köprü, tırmanmak için ezmen gereken ceset kemiği olarak kullanmanı isterdim, ben milyonlarca bıçak kesiği hak eden bir günahkarım. Ama buna izin vermeyeceğini biliyorum."
Bütün bunları söylerken akçaağaç kırmızısı olan cübbesi yavaş yavaş kayboluyordu. Xie Lian'ın titreyen elleri onu tutmaya çalışıyordu ve ruhani güç aktarmayı asla bırakmamıştı fakat yine de Hua Cheng'in bedeninin yavaş yavaş kaybolmasına engel olamıyordu.