geleceği okumak

geleceği okumak
@thalessss
Çok okuyan mutlaka çok bilen olmayabilir, ama çok bilen mutlaka çok okuyandır.
Jack London
Kalın kafalılığınız, okumadığınız kitaplarla tescil edilmiştir. Demir Ökçe, Jack London.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İlk kadın kozmonot Valentina Tereşkova
İlk kadın kozmonot Valentina Tereşkova ve Fidel Castro, Küba 1963.
Rameau’nun Yeğeni
MARX'TAN ENGELS'E 15 Nisan 1869. Bugün şans eseri evimizde Neveu de Rameau'nun [Rameau'nun Yeğeni] iki kopyasını buldum, birini sana yolluyorum. Bu özgün başyapıt sana bir kez daha büyük zevk verecek. ENGELS'TEN MARX'A 16 Nisan 1869 Rameau için çok teşekkürler, bana çok büyük bir keyif verecek. Yazın ve Sanat Üzerine Karl Marx - Friedrich Engels s. 244-246 Sol Yayınları Denis Diderot’un 1761 yılında yazdığı Rameau’nun Yeğeni – diyalog (Le neveu de Rameau), adlı yapıtını sağlığında yayınlanmamıştı, böyle bir yapıt olduğu da bilinmiyordu. Yıllar sonra düşünür, şair, oyun yazarı ve tarihçi Friedrich Schiller, Almanya’da eski kitap satılan bir dükkânda gezinirken elyazması metnini bulur. O denli beğenir ki Goethe’ye de okuması için verir. Goethe okur okumaz hayran olarak Rameau Neffe adıyla 1821 yılında Almancaya çevirir ve yayınlar. Friedrich Engels’in ” diyalektik bir başyapıt” olarak nitelendirdiği Rameau’nun Yeğeni, dünya edebiyatının canlılığından, tazeliğinden hiç yitirmeyen sayılı sanat ürünlerindendir. Bu nefis diyalogda Diderot, Rameau'nun yeğeninin ağzından toplumsal eşitsizliklere ve insanların bencilce davranışlarına keskin taşlamalar yöneltir. Diderot bu romanında ahlak üzerine düşüncelerini dile getirmiştir. İnsanın toplum içinde başkalarıyla ilişkilerinde davranışlarını dengelemek zorunda olduğunu da düşünmektedir. Bir anlamda insanın amacı mutlu olmaktır. Bu amaca ulaşmak için hangi yolu seçmeli? Öyle kişiler vardır ki, mutluluğa ermek için başkalarına zarar verir kötülük etmekten çekinmezler. Buna karşılık iyi erdemleri olduğu halde mutlu olamayan insanlarda vardır. Rameau’nun Yeğeninde bunun tartışmasını yapar Diderot. O (yeğen) nice erdemli kişi mutsuzken, bir sürü hergele da mutluluğa erişmiştir diye açıklar bunu. Ama Ben Diderot reddeder bu
ZAMAN - Asım Bezirci
"Doğuda bir bilge kişi vardı. Hep bugünü yarının gözleriyle görmeği dilerdi." (Alfred Mercier) Geçenlerde La Fayette'in Princesse de Cleves'ini yeniden okudum. O ne tatlı kitap öyle! O ne yalınlık, o ne derinlik! İnsan okumaya bir başladı mı bir daha bırakamıyor. Andre Gide'in hakkı var: " ... Sanatın bir zirvesi bu: Son haddine varmış bir mükemmelik." Nedense, eleştirmen Hippolyte Taine, Princesse de Cleves, için, "Bu uslup, bu duygular o kadar uzak ki biz, güçlükle anlıyoruz onları. Çok ince kokulara benziyorlar; bu yüzden onları duymuyoruz. Bunca incelik şimdi soğukluk gibi geliyor bize ... Değişen toplum, ruhu da değiştiriyor. Yaşayan her şey gibi, insan da, kendini besleyen havayla birlikte değişiyor. Bütün tarih boyunca böyle bu. Her yüzyıl, kendine özgü koşullarıyla kendine özgü duygular, güzellikler yaratıyor." diye yazıyor. Doğrusu ya, La Fayette'in romanı pek öyle uzak, anlaşılmaz görünmedi bana. Günümüzün birçok kadınlarıyla Cleves arasında büyük benzerlikler buldum. Aynca, uslubunu da yadırgamadım. Ama, Taine'in sözleri üstünde düşünmekten de kendimi alamadım. Taine, her eseri içinde doğduğu "zaman"a bakarak anlamak gerektiğini söylemek istiyor bu sözleriyle. "Her eser, belli bir zamanın aynası ve ürünüdür; onu bu zamana göre kavramak, yorumlamak gerekir." demek istiyor. Yerinde bir istek! Gerçi klasik eserlerin (Princesse de Cleves gibi) yaratıldıkları zamanı aşan kalıcı yanları yok değildir. Ne olursa olsun, Taine'in isteğine kulak vermeliyiz yine de. * Nitekim, son çalışmalar da çoğun bu isteği gerçekleştirmeye yönelmiş bulunuyor. Bir eserin bağlandığı ülke, toplum ve sınıfla açıklanması gibi "zaman"la da açıklanması artık olağan, hatta zorunlu sayılıyor. Bu yolda her gün bir sürü deneme yayımlanıyor. Dolayısıyla, zamanın (tarihin) eleştirideki yeri de
Geleceği okumak
Dış görünüş ile şeylerin özü eğer doğrudan doğruya çakışsaydı her türlü bilim gereksiz olurdu. Marks, Kapital 3/718 facebook.com/gelecegiokumak