Yehova bir kabile tanrısından, yeri göğü yaratan bir kadîr-i mutlaka dönüşmüştür. İlâhi adaletin erdemli kişiye yeryüzünde refah sağlamadığı anlaşılınca o adalet öbür dünyaya bırakıldı. Bu da ebediliğe olan inanca yol açmıştır.
Yahudiliği kurtaran Makkabaeos şehitlerinin kanı en sonunda kilisenin tohumunu oluşturmuştur. Böylece yalnız Hristiyanlık değil, İslamlık da tektanrıcılığın Yahudi kaynağından türetmiştir.
Kilise kısmen felsefî olan, kısmen de kutsal tarihle ilgili bir inanca dayanmış toplumsal bir kurumdur. İnancı aracılığıyla güç ve servet kazanmıştır. Onunla sık sık ihtilafa düşen din-dışı yöneticiler başarısızlığa uğramışlardır. Çünkü halkın çoğunluğu ve din-dışı yöneticilerin bike büyük bir bölümü kiliseden yana çıkmıştır.