Bugün 8 Mart 2026. Her 8 Mart'ta olduğu gibi günün anlam ve önemiyle ilgili paylaşımlar yapılıyor. Yarın 9 Mart. Her 9 Mart olduğu gibi kadına ve kadınlığa yönelik şiddet, baskı, yok sayma ve dahası kaldığı yerden devam edecek. Bu yıl 1 Ocak tarihinden bugüne kadar ,kayıtlara kadın cinayeti şeklinde geçen, tam 70 kadın öldürüldü, tam 70 kadın. Ve bu kadınların çoğu bizzat en yakınlarındaki erkekler tarafından; babaları, abileri, erkek arkadaşları, eski eşleri, boşanmak istedikleri eşleri tarafından yalnızca kadın oldukları için öldürüldü.
Simone de Beauvoir "Kadın doğulmaz, kadın olunur."der İkinci Cinsiyet kitabında. Yani aslında "kadın olmak" biyolojik olarak kadın doğmak demek değildir. Toplumun inşaa ettiği bir kadınlıktır söz konusu olan. Toplum seni doğduğun andan itibaren "kadın olmak" konusunda eğitir. Birileri sen daha küçükken başlayıp ölene kadar sana nasıl kadın olunur bunu anlatır. "Kadın dediğin karnı burnunda sokağa çıkmayacak (estetik zevki bozuyormus), herkesin içinde kahkaha atmayacak, mahrem namahrem bilecek" eminim tanıdık gelecektir çünkü yıllarca bizzat bu cümleleri ve buna benzer başka şeyler dinledik biz. Melih Gökçek katıldığı bir televizyon programında kürtaj hakkında "Kadın tecavüze uğramak gibi bir hata yaptıysa(?) karnındaki çocuğun suçu ne. Anne kendini öldürsün" demişti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı söylüyor bunu inanabiliyor musunuz? Halkın oyuyla seçilen siyasilerin açık açık bunları söyleyebildiği bir ülkede kadın cinayetlerinin, kadına yönelik şiddetin tacizin, tacavüzün, istismarın çok olması hiç şaşırtıcı değil.
Kızların oyuncak bebek, mutfak ve temizlik setleri; erkeklerin tank, silah, asker oyuncaklarıyla büyütüldüğü bir ülkede bunların yaşanması şaşırtıcı değil. Kız çocuklarının titiz, zarif büyütüldüğü erkek