…
- “Evladım, kanepeyi temizlemeni niçin istemedim biliyor musun? Arkadaşının gözü önünde kanepeyi temizlemek, kanepeyi kirlettiği için onu azarlamak gibi olurdu. Bu da güzel, doğru bir hareket değildi. Çünkü birincisi, bunu isteyerek yapmadı, ikincisi de bunu babasının çalışırken giydiği elbiseleriyle yaptı, babasının çalışırken giydiği elbiseler çalışırken yapılan bu şeyler de kir, leke değildir, bu olsa olsa tozdur, kireçtir, ne istersen odur; ama, kir değildir. Çalışma kirletmez. İşinden gelen bir işçiye hiçbir zaman: “Kirli” deme, yalnız “Elbiselerinin üstünde işinin izleri, işaretleri var” de. Bunu hiç unutma. Ve küçük duvarcı ustasını da sev; çünkü birincisi senin arkadaşın, ikincisi de bir işçinin oğlu.
Dinle, oğlum. Sana el açan sefaletin önünden, hele çocuğu için senden birkaç kuruş isteyen bir annenin önünden ilgisizce geçmeye çalışma sakın. Belki de o çocuğun aç olabileceğini, o zavallı annenin ızdırabını düşün.
Fronti topallayan bir askerin yüzüne bakıp kahkahalarla güldü. Ama, tam o sırada birisinin elini omuzuna koyduğunu hissetti: Müdürdü.
Müdür Fronti’ye:
-“Yaptığına dikkat et” dedi. “Taburdaki sırasında duran; ne öc alabilen, ne de cevap verebilen bir askerle alay etmek, elleri bağlı bir adama hakaret etmek gibidir: Bu bir alçaklıktır.”
…Seni seviyorum, oğlum. Sen hayatımın en tatlı ümidisin ama, seni annene karşı nankör görmektense ölmeni tercih ederim. Git ve bir zaman beni öpme, çünkü bunun karşılığını sana bütün kalbimle veremem.