Danimarka Başbakanı Frederiksen, Trump’ın Grönland tehditleri uygulamaya geçerse, NATO’nun sona erebileceğini söyledi. Avrupalı liderler de Danimarka’nın arkasında duran açıklamalar yaptılar. Halbuki bunlar ABD’nin Venezuela’daki haydutluğuna arka çıkmış, Maduro’nun “meşruiyetini” sorun etmişlerdi. Aynı şeyleri burada bazı liberaller de yaptılar. Hadi diyelim ki Maduro “diktatör” idi. Ya Danimarka? Haydutluk Venezuela’ya yapılınca ayrı, Danimarka’ya yapılınca ayrı…
Bir de Danimarka’nın bunca yıldır, ABD’nin pis işlerine ev sahipliği yaptığını da hatırlamamız gerekiyor. 2000’li yılların başlarında CIA gizli hapishanelerine uçaklarla götürdüğü tutukluları taşırken 60’dan fazla kez Danimarka’nın havaalanlarını kullanmıştı. Yine 1960’lı yıllarda CIA’nın Danimarka’da yetimler üzerinde deneyler yürüttüğü; ABD’nin “dinleme” faaliyetlerine yine Danimarka’nın yardım ettiği söylenmişti. ABD’nin haydutluğunu Grönland söz konusu olunca anımsadılar.
Artık dünyada kaosun hüküm süreceği bir döneme girdik. Eskiden “demokrasi, insan hakları, özgürlük” gibi maskeler takarak bunu yapıyorlardı. Ama Gazze’den sonra bu maskelere de gerek olmadığını anladılar. Gazze bir dönüm noktası oldu. Şimdi ABD’nin haydutluklarından tedirgin olanlar, Gazze’deki soykırıma sessiz kalarak ya da gerekli tepkiyi vermeyerek bunun yolunu kendileri açtılar.
ABD’ye artık kim ne diyebilir? Onu neyle suçlayacaksınız?
Arap rejimlerine bakın, soykırım devam ederken İsrail’le ilişkilerini kesmediler. Türkiye de aynı şekilde. Suriye rejimi kendi topraklarının işgal edilmesini bile onaylıyor; İsrail’le anlaşmak için kırk takla atıyor. Şimdi ABD size “İsrail Gazze’yi bu hale getirirken, siz İsrail’le ilişkinizi kesmediniz! Ticaretiniz, kendi küçük hesaplarınız için buna onay verdiniz! Bize bir şey demeye hakkınız