“Şeklindeki noksan sebebiyle kimse, onu sevmemişti. Küçüklüğünde sevilmeyen , okşanmayan, nazını çekecek kimse bulamayan bir çocukta ince ve güzel hislerin doğmasına nasıl imkân tasavvur edilebilir? “
“Dünyada ilk defa benim de bir sevdiğim insan oluyordu. Merhamet, muhabbet, arkadaşlık denen güzel şeylerin zevkini ilk defa duyuyordum. Ruh yalnızlığı denilen korkunç hastalıktan sen beni kurtarıyordun. “
“ Ah, Homongolos , sen yine kalpsizliğine kurban gittin. Sabırsızlıkla yolunu bekleyen Sâra’ya şiirsiz bir spor müsabakasını tercih etmeseydin böyle mi olacaktı? Belki biraz gururun incinecekti. Fakat bu sonbahar gününün güzel güneşi altında yaşamaya devam edecektin … “